Atakom
Serena

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan seçim mesajı: Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün 'yeter' diyecektir

GÜNCEL 18.01.2023 - 15:15, Güncelleme: 18.01.2023 - 15:15
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan seçim mesajı: Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün 'yeter' diyecektir

T.C. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Rahmetli Menderes 14 Mayıs 1950'de 'yeter söz milletindir' diyerek sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştı. Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün 6'lı masa diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına 'yeter' diyecektir." dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti; Biliyorsunuz 2. haftasını geride bıraktığımız 2023 bizim için herhangi bir yıl başı değildir. Biz uzun yıllardır hayallerini, hedeflerini 2023 menziline göre belirlemiş buna göre yol almış bir partiyiz. Cumhuriyetimizin 100. yılında ülkemizi ulaştırmak, milletimizi kavuşturmak istediğimiz hedeflere hamdolsun büyük ölçüde kavuştuk. Ülkemizin son 10 yıldır maruz kaldığı ağır saldırılar ve küresel krizler bazı alanlarda gecikmeye yol açsa da bunlar kazanımlarımızın büyüklüğüne halel getirecek hususlar değildir. 2023 bizim için hem 20 yıllık eser ve hizmet siyasetimizin sembolüdür, hem de yeni vizyonumuz Türkiye Yüzyılı'nın başlangıcıdır.  "Türkiye Yüzyılı vizyonunu inşa etmenin heyecanıyla hazırlanıyoruz" Önümüzdeki aylarda yaşanacak seçimi önemli ve tarihi kılan da işte budur. Bizim hayatımızda hiç bir seçim kolay olmadı. Her seçime büyük bir mücadele ile azimle, gayretle hazırlandık, girdik. Allah'a şükür her seçimde de sandıktan zaferle çıkmayı başardık. Peki bu seçimi diğerlerinden farkıl kılan nedir? Mesela, 2002 seçimlerine kuruluşunun üzerinden henüz 15 ay geçmiş bir parti olarak siyasete yeni bir ses yeni bir soluk getirerek hatırlayın adım atmıştık. 2007 seçimlerine vesayetin, akıl ve ahlak dışı oyunları ile uğraşarak girmiştik. 2011 seçimlerini milletimize 2023 hedeflerinin sözünü vermenin coşkusu ile tamamlamıştık. 2015 seçimleri sürecini FETÖ, PKK, DEAŞ terör örgütlerinin ağır saldırıları altında yaşamıştık. 2018 seçimlerini yeni yönetim sisteminin beraberinde getirdiği tereddütleri göğüsleyerek geçirmiştik. 2023 seçimlerine ise bir yandan son dönemde dünyada yaşanan krizlerin ülkemize etkileri ile mücadele ederek girdik. Diğer yandan karşımızda oluşturulan ucube ittifakın hezeyanları ile uğraşarak beri yandan milletimize verdiğimiz sözleri yetiştirebilmenin tatlı telaşını yaşayarak, hepsinin ötesinde 20 yılda kurduğumuz demokrasi ve alt yapısı üzerinde Türkiye Yüzyılı vizyonunu inşa etmenin heyecanıyla hazırlanıyoruz. "Geçmişte kendi krizleri içinde boğulan bir Türkiye vardı" Türkiye bugün hem dünyadaki gelişmelerin etkisiyle hem kendi serencamının tabi bir neticesi olarak öyle bir yol ayrımında ki böyle fırsatlar milletlerin önüne asırda bir gelir. Ardı ardına nükseden küesel krizler dünyanın siyasi ve ekonomik ağırlık merkezlerinde köklü değişikliklerin başlamasına yol açtı. Geçmişte kendi krizleri içinde boğulan bir Türkiye vardı. Bu defa Türkiye sahip olduğu güçlü eser ve hizmet alt yapısı sayesinde küresel sarsıntıları kendi atılımlarının dayanağı haline dönüştürebiliyor. Yatırımları, istihdamı, üretimi, ihracatı, cari açığı elhamdülillah kontrol ederek büyümesi ile her başlıkta bu gerçeği ispatlayan bir ülke olduk. "Enflasyonun yüzde 30'lara doğru düştüğünü hep birlikte göreceğiz" Sıkıntılarımız yok mu? Elbette var ama bunların hiç biri üstesinden gelinemeyecek bizi asıl hedeflerimizden, asıl atılımlarımızdan uzaklaştıracak hususlar değildir. En büyük sorunumuz enflasyondur. İşte o da düşüşe geçti. 2022 yüzde 64 ile kapattığımız enflasyonun inşallah önümüzdeki aylarda yüzde 50'lere, yüzde 40'lara, yüzde 30'lara doğru düştüğünü hep birlikte göreceğiz. Enflasyona sebep olan tuzakları bozduk, oyunları boşa çıkardık, hesapları alt üst ettik. Tedbirlerimizi aldık mekanizmaları kurduk. Artık hem dışarıda hem içeride herkes Türkiye'nin faiz, kur, enflasyon şer üçgeni ile teslim alınamayacağını gördü. Yaşanan sıkıntılı sürecin çalışanlarımızdan esnaf ve sanatkarlarımıza kadar milletimizin farklı kesimlerine ödettiği bedellerin telafisini de süratle yaptık yapıyoruz. Bu amaçla asgari ücrette memur ve emekli maaşlarında yüksek oranlı artışlara gittik. Ek gösterge düzenlemesini tamamladık. Sözleşmelilere kadro verdik. Emeklilik için yaşı bekleyenlerin taleplerini karşıladık. Sosyal yardım yelpazesini genişlettik. Vatandaşlarımızı uygun şartlarda ev sahibi yapmaya yönelik konut kampanyaları düzenledik. Sanayicimizi, ihracatçımızı, esnaf ve sanatkarımızı, çiftçimizi velhasıl üreten herkesi destekledik. İstihdamı 31,6 milyonla tarihimizin en yüksek seviyesine çıkardık.  Meclis'imizde AK Parti grubu ile Cumhur İttifakı ile diğer parti grupları ve tüm milletvekilleri ile her vakit olduğu gibi bu kritik dönemde de fedakarca çalışarak bize katkı sağladı. Bu yüce çatı altında ifade edilen her görüşü katılsak da katılmasak da değerli görüyor hatta gerektiğinde istifade etmekten de imtina etmiyoruz. Milletimizin de Cumhurbaşkanı ile, vekillerimizle, bakalarımızla, kurumlarımızla, teşkilatımızla, belediyelerimizle verdiğimiz bu mücadeleyi takdirle izlediğini biliyoruz. Ziyaret ettiğimiz illerde ve katıldığımız tüm programlarda insanımızın gözündeki samimiyeti, yüreğindeki umudu, kalbindeki muhabbeti bizzat yaşayarak müşaade ediyoruz. Son olarak Muğla'da bunu gördük. Daha önce Antalya'da, Erzurum'da, Mardin'de, Şanlıurfa'da, Konya'da, Gaziantep'te, Samsun'da, Diyarbakır'da, Malatya'da, Balıkesir'de daha pek çok şehrimizde aynı duyguları yaşamıştık. "Milletimizin desteğine talibiz" Siyasetin günlük hercümerliği içinde insanların söyledikleri sözler, takındıkları tutumlar elbette önemlidir. Asıl belirleyici olan aynı insanların sandık başına gittiklerinde geleceklerine karar verirken nelere bakacakları neleri dikkate alacaklarıdır. Rahmetli Menderes 14 Mayıs 1950'de yeter söz milletindir diyerek milletin gönlüne girmiş ve sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştı. Aynı şekilde Rahmetli Özal darbenin gölgesinde girdiği seçimde Türkiye'ye çağ atlatma vaadiyle önemli bir başarı kazanmıştı. Biz de artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak diyerek, özgürlük ve refah özlemi içindeki milletimizin büyük desteği ile hükümete gelmiştik. Şimdi de yeter söz de, karar da, gelecek de milletindir diyerek 2023'te milletimizin desteğine talibiz. "Milletimiz 6'lı masaya yanıtını verecek" Sözü de, kararı da, geleceğini de tayin hakkını milletimize bırakmak istemeyen vesayet heveslilerine rağmen Tükiye Yüzyılı'nı başlatacağız. Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün 6'lı masa diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına bu kıfayetsiz mühterislere, bu müstemleke heveslilerine yeter diyecektir. Muhalefetin vaadi milletin karşısına bir aday çıkarmak anca onu görünürde 6 gerisindekileri de hesaba katarsanız en az 10 kişi ile yönetmektir. Bir nevi ipi 10 ayrı kişinin elinde kukla bir Cumhurbaşkanı üzerinden ülkeyi idare etmek istiyorlar. Yani devletin başı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olan Cumhurbaşkanı fiilen 6'lı masanın emir eri gibi davranacak. Tabi bunlar gel diyince gelecek, git diyince gidecek adaylara başkanlara alışmışlar. Cumhurbaşkanı'nı da öyle tasavvur ediyorlar. Seçmenlerin de istedikleri vizyonu, programı, projesi, çapı belli olmayan bir meçhul adaya kim olduğuna bakmadan tıpış tıpış sandığa gidip oy vermeleridir öyle diyor ya. Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz diyor. Hadi CHP'nin kodlarında bu faşizm bu kibir var. Ötekilere ne oluyor? Gerçi durmuş saat bile günde iki defa doğruyu gösterir derler. Bunlar da her hafta bir yenisini sergiledikleri krizleri ile kavgaları ile çekişmeleri ile ayak oyunları ile milletimize bir çeşit siyasi dejavu yaşatıyor. Eskiden bu işlerin nasıl yürüdüğünü hatırlatıyorlar. "Tükiye'yi kendi çıkarlarının yörüngesinde tutabilmek için her yolu denediler" Eski Türkiye'yi bilmeyen gençlerimize de AK Parti'den önce siyasetin nasıl yapıldığını uygulamalı olarak bizzat gösteriyorlar. Ya diyorlar yoksa bu 6'lı masadaki birilerini buraya Erdoğan mı gönderdi? Ya işim gücüm yok sizlerle mi uğraşacağım. Bizim işimiz var. Ama böyle düşünmelerinden dolayı da ben kendilerine teşekkür ediyorum. Şaka bir yana karşımızda gerçekten ibretlik bir tablo var. İşin özünde ise çok eskilere giden bir hesaplaşma yatıyor. Sizlerin de yakından bildiği gibi Cumhuriyetin iki asrı boyunca birileri Tükiye'yi kendi çıkarlarının yörüngesinde tutabilmek için her yolu denediler. Toplum mühendisliği ile başaramadılar, siyaset mühendisliği ile başaramadılar, darbe ile başaramadılar, terör ile başaramadılar çok uğraşmalarına rağmen ekonomik tetiktiçilik ile de başaramadılar. Şimdi umutlarını 2023 seçimlerine bağlamış görünüyorlar. "Benim milletim artık tüm oyunlarınızı çözdü" Şimdi buradan milli iradenin en yüksek makamı olan Meclisimizden meydan okuyorum. Ne yaparsanız yapın yine başaramayacaksınız. Benim milletim artık tüm oyunlarınızı çözdü. Bu millet karşısına hangi kılığa büründürerek çıkartırsanız çıkartın sizin de numaralarınızı da, sizin aparatlarınızı da, sizin etki elemanlarınızı da anında tanıyor. Şayet aksi olsaydı 2007'de bize Cumhurbaşkanı seçtirmek istemediğinizde başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı gazete küpürleri üzerinden partimizi kapatmaya kalktığınızda başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, terör örgütleri ile şehirlerimizi kana ve ateşe bulamaya çalıştığınızda başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, 17-25 Aralık'ta, 15 Temmuz'da başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, sınırlarımıza dayadığınız tehditlerde başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, ağustos 2018'den beri çevirdiğiniz dolaplarda başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, geçtiğimiz yaşattığınız onca sıkıntıda başarılı olurdunuz. "İnşallah 2023 seçimlerinden sonra da milletimin görevlendirmesi ile yine karşınızda olacağız" Bakın, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak karşınızdayım. Bakın, bu ülkenin Meclisinin en büyük partisinin genel başkanı olarak karşınızdayım. Bakın, bölgesinde ve dünyada sorun çözen, sorumluluk alan, istikamet belirleyen bir siyasetçi olarak karşınızdayım. Bakın, gündemi 2023 hedefleri, Türkiye Yüzyılı vizyonu olan bir lider ve yönetim olarak karşınızdayız. İnşallah 2023 seçimlerinden sonra da Türkiye Yüzyılı'nın mimarı olarak milletimin görevlendirmesi ile yine karşınızda olacağız. Çünkü biz kimsenin inayeti ile değil, Allah'ın yardımı ile milletimizin desteği ile mazlumların duası ile çocuklarımızın ve gençlerimizin umutlarının aşkı ile ayağa kalktık, bugünlere geldik, yarınlara yürüyoruz. Tek dertleri karınlarında gezen kırk tilkinin kuyruğunu birbirine dolaştırmamak olanların aksine biz gerektiğinde yedi düveli karşımıza alma pahasına ülkemize eser kazandırıyor, milletimize hizmet ediyoruz. Ne diyor üstad; Mehmedim sevinin başta yüksekte, ölsek de sevinin, eve dönsek de. Sanma bu tekerlek tümsekte. Yarın elbet bizim, ebet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış evet bizimdir. Evet, ebede talip olan bir davanın mensupları olarak bu davayı tümsekte bırakmamaya yeminliyiz. Bu konuda en büyük sorumluluk da sizlere, Meclis grubundaki, parti yönetimdeki, Kabine'deki değerli arkadaşlarıma düşüyor. Sizleri 2023 seçim zaferini omuzlayacak kadro olarak isimlerinizi tarihimizin sayfalarına şanla, şerefle, gururla yazdırmaya davet ediyorum. "Şikayetimiz attığımız her adıma, doğruluğuna yanlışına bakmadan çelme takan habis zihniyetedir" Partimizi kurduğumuzdan beri bizim gündemimizde hep ülkemize kazandırdığımız ve kazandıracağımız eserler var. Bugün de biz eserlerimizle konuşuyoruz. Ama şu acı gerçeği de hatırlatmayı tarihe karşı sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz. Ülkemizde bir kesim var ki, attığımız her adımda, başlattığımız her projede, giriştiğimiz her mücadelede karşımızda oldu. Yanlış anlaşılmasın burada meşru siyasi rekabetin tabii sonucu olan bir durumdan bahsetmiyorum. Tam tersine böyle bir rekabet bizi de canlı tutan, kendimizi sürekli yenilemeye, çıtamızı yükseltmeye yönelten hayırlı bir mücadeledir. Şikayetimiz attığımız her adıma, doğruluğuna yanlışına bakmadan çelme takan habis zihniyetedir. Şikayetimiz başlattığımız her projeyi doğruluğuna, yanlışlığına bakmadan sabote etmeye kalkan eser düşmanlığınadır. Şikayetimiz, ülkeye ve millete kazandırdığımız her hizmeti hayrına şerrine bakmadan engellemeye çalışan azgın husumettendir. Her seferinde yaşanan bunca hadiseye, ülkeye kazandırdığımız bunca esere ve hizmete rağmen karşımızdakiler acaba hala aynı kör döğüşünü sürdürecek mi diye merak ediyoruz. Maalesef her seferinde hatta daha da beter şekilde aynı yerde durduklarını görüyoruz. Üstelik 6'lı masa işi çıktığından beri adeta kanserli hücrenin tüm bünyeyi sarması misali oraya bulaşan herkesin de çamur siyaseti yarışına girişmelerini esefle takip ediyoruz. Karşımızdaki tabloya bakarak gülsek mi, ağlasak mı bilmiyoruz. Dünya küresel krizi konuşuyor, bunlar masa krizi ile meşkul. Dünya küresel kaousu konuşuyor, bunlar masa kaousunun ötesine geçemiyor. Halbuki milletimiz ülkesinin bu krizden, bu kaostan en az zararla nasıl çıkacağının yeni küresel düzende Türkiye ekseni etrafında nasıl bir oluşuma gidileceğinin işaretini bekliyor. Biz yaptıklarımızla ve vizyonumuzla milletimizi hayallerine kavuşturmanın çabası içindeyiz. Bu 6 başlı hilkat garibesinin ise bir karabasan gibi milletin tepesine çökmenin dışında hiç bir projesi yok. Üstelik bunlar kendi vizyonsuzluklarını örtmek için ülkenin ve milletin tüm değerlerini, tüm kazanımlarını, tüm çıkarlarını tehlikeye atmaktan da çekinmiyorlar. Gerçi bu çarpık zihniyet farklı tezahürleri ile hep vardı. Geçmişte biz hak ve özgürlükleri savunurken faşizmin en sefil halini savunanları özellikle hatırlıyoruz. Biz terör örgütleri ve arkasındaki güçlerle mücadele ederken, düşmanın değirmenine su taşıyanları iyi hatırlıyoruz. Biz darbecilerle göğüs göğüse çarpışırken kürsülerini onların kasetlerine tahsis edenleri, tanklara alkış tutanları, verilen mücadeleye tiyatro diyerek hakaret edenleri gayet iyi hatırlıyoruz. Biz, köprü, yol, havalimanı, baraj, fabrika inşa edip, sondajlarla petrol, doğal gaz ararken, yatırımcılara ülkeye gelmeyin çağrısı yapanları gayet iyi hatırlıyoruz. Kahraman ordumuz ve onun şerefli komutanları ile savunma sanayiimiz ise bu hedefler arasındaki özel yerini daima korumuştur. Bir ülkenin ordusuna, savunma sanayisine ancak bunları kendine tehdit olarak görenler saldırır. Mesela Yunanistan'ın bu konudaki feveranlarını yersiz bulmakla birlikte anlayabiliyoruz, aynı şekilde PKK'nın bu konuda feryatlarının sebebi yerindedir, onu da anlıyoruz. Ülkemizin askeri alandaki gücünü kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarına tehdit olarak görenlerin sızlanmalarını da normal karşılıyoruz. "Darbe yapan orduyu alkışlayanların düşmanlıkları gayet tabiidir" Türkiye'nin bir partisi, parti lideri, parti mensupları orduya ve savunma sanayiine karşı hazımsızlık sergiliyor. Gerçi darbe yapan orduyu alkışlayanların, terör örgütlerinin başını ezen, sınırlarımızın güvenliğini daha derinlere taşıyan, hak ve menfaatlerimizi aslanlar gibi savunan orduya düşmanlıkları gayet tabiidir. "Savunma sanayimizin tamamı hedef alınıyor" Kendi milletine silah doğrultanlara övgüler dizip, silahını ülkenin düşmanlarına çevirenleri yerden yere vuranlara bakınca 'Bu işte terslik var.' demekten kendimizi alamıyoruz. İşte bu habis zihniyetin son hedefi geliştirdiği insansız hava araçlarıyla ülkemizin savunmasına büyük katkı veren, küresel bir marka haline dönüşerek milletimizi gururlandıran BAYKAR şirketi oldu. BAYKAR'ın nezdinde tüm şirketleri, ürünleri, çalışanları ve başarılarıyla savunma sanayimizin tamamı hedef alınıyor. Kendi akıllarınca bizimle olan akrabalık ilişkisi üzerinden BAYKAR'ı daha kolay hırpalayabileceklerini, böylece sinsi niyetlerini gizleyebileceklerini düşünüyor. Ülkemizin her değerini savunmak nasıl boynumuzun borcuysa, bu alçak saldırıya hak ettiği cevabı vermek de sorumluluğumuzun gereğidir. Milli mücadelenin de etkisiyle Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra başlayan bir savunma sanayii hamlesi var. Bu kardeşiniz Başbakanlık makamını da milletimin lütfuyla gördü, Cumhurbaşkanlığı makamını da gördü. Ve buralarda kiminle, nasıl çalıştık? Bunların hepsi artık bizim kayıtlarımızda mevcut. İktidarda olduğumuz dönemde savunma sanayiinin geldiği nokta ortada. Öyle bir yerden öyle bir yere geldik ki doğru dürüst helikopterin yok ve değerli dostum İtalyan Başbakanı Berlusconi ile yaptığım görüşme neticesinde işte bugünkü meşhur Atak helikopterlerini Leonardo S.p.A (eski adıyla Finmeccanica) firması ile hallettik. Şu anda Atak helikopterleri Türkiye'nin kendi ürünü olarak üretiliyor. Tabii buna da yine birileri çelme takmaya çalışıyor, kimisi motor aksamlarında, kimisi makinede, şurada burada falan... Fakat bu bizi bir yere doğru da itiyor. Nedir bu? Şimdi biz bir de Gökbey helikopterini inşallah üretmenin hesabı içerisindeyiz, adımlarını atıyoruz. (Kılıçdaroğlu'na) Sen ne savunma bakanımıza ne kuvvet komutanlarımıza hakaret edecek çapta değilsin, önce haddini bil. (Ali Babacan'a) Sen git çocuk bezi satmaya devam et, home tekstil üretmeye devam et. Üzgünüm, 15 sene yanımda bulundu ama demek ki benden bir şey alamadı. (Ahmet Davutoğlu) Bunların vakfına üniversite tahsisi yaptık, ne zaman ki başbakanlık koltuğuna oturdu, bilabedel vakfına mülk edindi. Bunun bir örneği yok. (Meral Akşener'e) Hanımefendi, Erdoğan'ın ve arkadaşlarının başörtüsü konusunda istismarcı olup olmayacağını benim milletim gayet iyi bilir.
T.C. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Rahmetli Menderes 14 Mayıs 1950'de 'yeter söz milletindir' diyerek sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştı. Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün 6'lı masa diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına 'yeter' diyecektir." dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti;

Biliyorsunuz 2. haftasını geride bıraktığımız 2023 bizim için herhangi bir yıl başı değildir. Biz uzun yıllardır hayallerini, hedeflerini 2023 menziline göre belirlemiş buna göre yol almış bir partiyiz. Cumhuriyetimizin 100. yılında ülkemizi ulaştırmak, milletimizi kavuşturmak istediğimiz hedeflere hamdolsun büyük ölçüde kavuştuk. Ülkemizin son 10 yıldır maruz kaldığı ağır saldırılar ve küresel krizler bazı alanlarda gecikmeye yol açsa da bunlar kazanımlarımızın büyüklüğüne halel getirecek hususlar değildir. 2023 bizim için hem 20 yıllık eser ve hizmet siyasetimizin sembolüdür, hem de yeni vizyonumuz Türkiye Yüzyılı'nın başlangıcıdır. 

"Türkiye Yüzyılı vizyonunu inşa etmenin heyecanıyla hazırlanıyoruz"

Önümüzdeki aylarda yaşanacak seçimi önemli ve tarihi kılan da işte budur. Bizim hayatımızda hiç bir seçim kolay olmadı. Her seçime büyük bir mücadele ile azimle, gayretle hazırlandık, girdik. Allah'a şükür her seçimde de sandıktan zaferle çıkmayı başardık. Peki bu seçimi diğerlerinden farkıl kılan nedir? Mesela, 2002 seçimlerine kuruluşunun üzerinden henüz 15 ay geçmiş bir parti olarak siyasete yeni bir ses yeni bir soluk getirerek hatırlayın adım atmıştık. 2007 seçimlerine vesayetin, akıl ve ahlak dışı oyunları ile uğraşarak girmiştik. 2011 seçimlerini milletimize 2023 hedeflerinin sözünü vermenin coşkusu ile tamamlamıştık. 2015 seçimleri sürecini FETÖ, PKK, DEAŞ terör örgütlerinin ağır saldırıları altında yaşamıştık. 2018 seçimlerini yeni yönetim sisteminin beraberinde getirdiği tereddütleri göğüsleyerek geçirmiştik. 2023 seçimlerine ise bir yandan son dönemde dünyada yaşanan krizlerin ülkemize etkileri ile mücadele ederek girdik. Diğer yandan karşımızda oluşturulan ucube ittifakın hezeyanları ile uğraşarak beri yandan milletimize verdiğimiz sözleri yetiştirebilmenin tatlı telaşını yaşayarak, hepsinin ötesinde 20 yılda kurduğumuz demokrasi ve alt yapısı üzerinde Türkiye Yüzyılı vizyonunu inşa etmenin heyecanıyla hazırlanıyoruz.

"Geçmişte kendi krizleri içinde boğulan bir Türkiye vardı"

Türkiye bugün hem dünyadaki gelişmelerin etkisiyle hem kendi serencamının tabi bir neticesi olarak öyle bir yol ayrımında ki böyle fırsatlar milletlerin önüne asırda bir gelir. Ardı ardına nükseden küesel krizler dünyanın siyasi ve ekonomik ağırlık merkezlerinde köklü değişikliklerin başlamasına yol açtı. Geçmişte kendi krizleri içinde boğulan bir Türkiye vardı. Bu defa Türkiye sahip olduğu güçlü eser ve hizmet alt yapısı sayesinde küresel sarsıntıları kendi atılımlarının dayanağı haline dönüştürebiliyor. Yatırımları, istihdamı, üretimi, ihracatı, cari açığı elhamdülillah kontrol ederek büyümesi ile her başlıkta bu gerçeği ispatlayan bir ülke olduk.

"Enflasyonun yüzde 30'lara doğru düştüğünü hep birlikte göreceğiz"

Sıkıntılarımız yok mu? Elbette var ama bunların hiç biri üstesinden gelinemeyecek bizi asıl hedeflerimizden, asıl atılımlarımızdan uzaklaştıracak hususlar değildir. En büyük sorunumuz enflasyondur. İşte o da düşüşe geçti. 2022 yüzde 64 ile kapattığımız enflasyonun inşallah önümüzdeki aylarda yüzde 50'lere, yüzde 40'lara, yüzde 30'lara doğru düştüğünü hep birlikte göreceğiz. Enflasyona sebep olan tuzakları bozduk, oyunları boşa çıkardık, hesapları alt üst ettik. Tedbirlerimizi aldık mekanizmaları kurduk. Artık hem dışarıda hem içeride herkes Türkiye'nin faiz, kur, enflasyon şer üçgeni ile teslim alınamayacağını gördü.

Yaşanan sıkıntılı sürecin çalışanlarımızdan esnaf ve sanatkarlarımıza kadar milletimizin farklı kesimlerine ödettiği bedellerin telafisini de süratle yaptık yapıyoruz. Bu amaçla asgari ücrette memur ve emekli maaşlarında yüksek oranlı artışlara gittik. Ek gösterge düzenlemesini tamamladık. Sözleşmelilere kadro verdik. Emeklilik için yaşı bekleyenlerin taleplerini karşıladık. Sosyal yardım yelpazesini genişlettik. Vatandaşlarımızı uygun şartlarda ev sahibi yapmaya yönelik konut kampanyaları düzenledik. Sanayicimizi, ihracatçımızı, esnaf ve sanatkarımızı, çiftçimizi velhasıl üreten herkesi destekledik. İstihdamı 31,6 milyonla tarihimizin en yüksek seviyesine çıkardık. 

Meclis'imizde AK Parti grubu ile Cumhur İttifakı ile diğer parti grupları ve tüm milletvekilleri ile her vakit olduğu gibi bu kritik dönemde de fedakarca çalışarak bize katkı sağladı. Bu yüce çatı altında ifade edilen her görüşü katılsak da katılmasak da değerli görüyor hatta gerektiğinde istifade etmekten de imtina etmiyoruz. Milletimizin de Cumhurbaşkanı ile, vekillerimizle, bakalarımızla, kurumlarımızla, teşkilatımızla, belediyelerimizle verdiğimiz bu mücadeleyi takdirle izlediğini biliyoruz. Ziyaret ettiğimiz illerde ve katıldığımız tüm programlarda insanımızın gözündeki samimiyeti, yüreğindeki umudu, kalbindeki muhabbeti bizzat yaşayarak müşaade ediyoruz. Son olarak Muğla'da bunu gördük. Daha önce Antalya'da, Erzurum'da, Mardin'de, Şanlıurfa'da, Konya'da, Gaziantep'te, Samsun'da, Diyarbakır'da, Malatya'da, Balıkesir'de daha pek çok şehrimizde aynı duyguları yaşamıştık.

"Milletimizin desteğine talibiz"

Siyasetin günlük hercümerliği içinde insanların söyledikleri sözler, takındıkları tutumlar elbette önemlidir. Asıl belirleyici olan aynı insanların sandık başına gittiklerinde geleceklerine karar verirken nelere bakacakları neleri dikkate alacaklarıdır. Rahmetli Menderes 14 Mayıs 1950'de yeter söz milletindir diyerek milletin gönlüne girmiş ve sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştı. Aynı şekilde Rahmetli Özal darbenin gölgesinde girdiği seçimde Türkiye'ye çağ atlatma vaadiyle önemli bir başarı kazanmıştı. Biz de artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak diyerek, özgürlük ve refah özlemi içindeki milletimizin büyük desteği ile hükümete gelmiştik. Şimdi de yeter söz de, karar da, gelecek de milletindir diyerek 2023'te milletimizin desteğine talibiz.

"Milletimiz 6'lı masaya yanıtını verecek"

Sözü de, kararı da, geleceğini de tayin hakkını milletimize bırakmak istemeyen vesayet heveslilerine rağmen Tükiye Yüzyılı'nı başlatacağız. Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün 6'lı masa diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına bu kıfayetsiz mühterislere, bu müstemleke heveslilerine yeter diyecektir. Muhalefetin vaadi milletin karşısına bir aday çıkarmak anca onu görünürde 6 gerisindekileri de hesaba katarsanız en az 10 kişi ile yönetmektir. Bir nevi ipi 10 ayrı kişinin elinde kukla bir Cumhurbaşkanı üzerinden ülkeyi idare etmek istiyorlar. Yani devletin başı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olan Cumhurbaşkanı fiilen 6'lı masanın emir eri gibi davranacak. Tabi bunlar gel diyince gelecek, git diyince gidecek adaylara başkanlara alışmışlar. Cumhurbaşkanı'nı da öyle tasavvur ediyorlar. Seçmenlerin de istedikleri vizyonu, programı, projesi, çapı belli olmayan bir meçhul adaya kim olduğuna bakmadan tıpış tıpış sandığa gidip oy vermeleridir öyle diyor ya. Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz diyor. Hadi CHP'nin kodlarında bu faşizm bu kibir var. Ötekilere ne oluyor? Gerçi durmuş saat bile günde iki defa doğruyu gösterir derler. Bunlar da her hafta bir yenisini sergiledikleri krizleri ile kavgaları ile çekişmeleri ile ayak oyunları ile milletimize bir çeşit siyasi dejavu yaşatıyor. Eskiden bu işlerin nasıl yürüdüğünü hatırlatıyorlar.

"Tükiye'yi kendi çıkarlarının yörüngesinde tutabilmek için her yolu denediler"

Eski Türkiye'yi bilmeyen gençlerimize de AK Parti'den önce siyasetin nasıl yapıldığını uygulamalı olarak bizzat gösteriyorlar. Ya diyorlar yoksa bu 6'lı masadaki birilerini buraya Erdoğan mı gönderdi? Ya işim gücüm yok sizlerle mi uğraşacağım. Bizim işimiz var. Ama böyle düşünmelerinden dolayı da ben kendilerine teşekkür ediyorum. Şaka bir yana karşımızda gerçekten ibretlik bir tablo var. İşin özünde ise çok eskilere giden bir hesaplaşma yatıyor. Sizlerin de yakından bildiği gibi Cumhuriyetin iki asrı boyunca birileri Tükiye'yi kendi çıkarlarının yörüngesinde tutabilmek için her yolu denediler. Toplum mühendisliği ile başaramadılar, siyaset mühendisliği ile başaramadılar, darbe ile başaramadılar, terör ile başaramadılar çok uğraşmalarına rağmen ekonomik tetiktiçilik ile de başaramadılar. Şimdi umutlarını 2023 seçimlerine bağlamış görünüyorlar.

"Benim milletim artık tüm oyunlarınızı çözdü"

Şimdi buradan milli iradenin en yüksek makamı olan Meclisimizden meydan okuyorum. Ne yaparsanız yapın yine başaramayacaksınız. Benim milletim artık tüm oyunlarınızı çözdü. Bu millet karşısına hangi kılığa büründürerek çıkartırsanız çıkartın sizin de numaralarınızı da, sizin aparatlarınızı da, sizin etki elemanlarınızı da anında tanıyor. Şayet aksi olsaydı 2007'de bize Cumhurbaşkanı seçtirmek istemediğinizde başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı gazete küpürleri üzerinden partimizi kapatmaya kalktığınızda başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, terör örgütleri ile şehirlerimizi kana ve ateşe bulamaya çalıştığınızda başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, 17-25 Aralık'ta, 15 Temmuz'da başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, sınırlarımıza dayadığınız tehditlerde başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, ağustos 2018'den beri çevirdiğiniz dolaplarda başarılı olurdunuz. Şayet aksi olsaydı, geçtiğimiz yaşattığınız onca sıkıntıda başarılı olurdunuz.

"İnşallah 2023 seçimlerinden sonra da milletimin görevlendirmesi ile yine karşınızda olacağız"

Bakın, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak karşınızdayım. Bakın, bu ülkenin Meclisinin en büyük partisinin genel başkanı olarak karşınızdayım. Bakın, bölgesinde ve dünyada sorun çözen, sorumluluk alan, istikamet belirleyen bir siyasetçi olarak karşınızdayım. Bakın, gündemi 2023 hedefleri, Türkiye Yüzyılı vizyonu olan bir lider ve yönetim olarak karşınızdayız. İnşallah 2023 seçimlerinden sonra da Türkiye Yüzyılı'nın mimarı olarak milletimin görevlendirmesi ile yine karşınızda olacağız. Çünkü biz kimsenin inayeti ile değil, Allah'ın yardımı ile milletimizin desteği ile mazlumların duası ile çocuklarımızın ve gençlerimizin umutlarının aşkı ile ayağa kalktık, bugünlere geldik, yarınlara yürüyoruz.

Tek dertleri karınlarında gezen kırk tilkinin kuyruğunu birbirine dolaştırmamak olanların aksine biz gerektiğinde yedi düveli karşımıza alma pahasına ülkemize eser kazandırıyor, milletimize hizmet ediyoruz. Ne diyor üstad; Mehmedim sevinin başta yüksekte, ölsek de sevinin, eve dönsek de. Sanma bu tekerlek tümsekte. Yarın elbet bizim, ebet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış evet bizimdir. Evet, ebede talip olan bir davanın mensupları olarak bu davayı tümsekte bırakmamaya yeminliyiz. Bu konuda en büyük sorumluluk da sizlere, Meclis grubundaki, parti yönetimdeki, Kabine'deki değerli arkadaşlarıma düşüyor. Sizleri 2023 seçim zaferini omuzlayacak kadro olarak isimlerinizi tarihimizin sayfalarına şanla, şerefle, gururla yazdırmaya davet ediyorum.

"Şikayetimiz attığımız her adıma, doğruluğuna yanlışına bakmadan çelme takan habis zihniyetedir"

Partimizi kurduğumuzdan beri bizim gündemimizde hep ülkemize kazandırdığımız ve kazandıracağımız eserler var. Bugün de biz eserlerimizle konuşuyoruz. Ama şu acı gerçeği de hatırlatmayı tarihe karşı sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz. Ülkemizde bir kesim var ki, attığımız her adımda, başlattığımız her projede, giriştiğimiz her mücadelede karşımızda oldu. Yanlış anlaşılmasın burada meşru siyasi rekabetin tabii sonucu olan bir durumdan bahsetmiyorum. Tam tersine böyle bir rekabet bizi de canlı tutan, kendimizi sürekli yenilemeye, çıtamızı yükseltmeye yönelten hayırlı bir mücadeledir. Şikayetimiz attığımız her adıma, doğruluğuna yanlışına bakmadan çelme takan habis zihniyetedir. Şikayetimiz başlattığımız her projeyi doğruluğuna, yanlışlığına bakmadan sabote etmeye kalkan eser düşmanlığınadır. Şikayetimiz, ülkeye ve millete kazandırdığımız her hizmeti hayrına şerrine bakmadan engellemeye çalışan azgın husumettendir. Her seferinde yaşanan bunca hadiseye, ülkeye kazandırdığımız bunca esere ve hizmete rağmen karşımızdakiler acaba hala aynı kör döğüşünü sürdürecek mi diye merak ediyoruz.

Maalesef her seferinde hatta daha da beter şekilde aynı yerde durduklarını görüyoruz. Üstelik 6'lı masa işi çıktığından beri adeta kanserli hücrenin tüm bünyeyi sarması misali oraya bulaşan herkesin de çamur siyaseti yarışına girişmelerini esefle takip ediyoruz. Karşımızdaki tabloya bakarak gülsek mi, ağlasak mı bilmiyoruz. Dünya küresel krizi konuşuyor, bunlar masa krizi ile meşkul. Dünya küresel kaousu konuşuyor, bunlar masa kaousunun ötesine geçemiyor. Halbuki milletimiz ülkesinin bu krizden, bu kaostan en az zararla nasıl çıkacağının yeni küresel düzende Türkiye ekseni etrafında nasıl bir oluşuma gidileceğinin işaretini bekliyor. Biz yaptıklarımızla ve vizyonumuzla milletimizi hayallerine kavuşturmanın çabası içindeyiz. Bu 6 başlı hilkat garibesinin ise bir karabasan gibi milletin tepesine çökmenin dışında hiç bir projesi yok. Üstelik bunlar kendi vizyonsuzluklarını örtmek için ülkenin ve milletin tüm değerlerini, tüm kazanımlarını, tüm çıkarlarını tehlikeye atmaktan da çekinmiyorlar. Gerçi bu çarpık zihniyet farklı tezahürleri ile hep vardı.

Geçmişte biz hak ve özgürlükleri savunurken faşizmin en sefil halini savunanları özellikle hatırlıyoruz. Biz terör örgütleri ve arkasındaki güçlerle mücadele ederken, düşmanın değirmenine su taşıyanları iyi hatırlıyoruz. Biz darbecilerle göğüs göğüse çarpışırken kürsülerini onların kasetlerine tahsis edenleri, tanklara alkış tutanları, verilen mücadeleye tiyatro diyerek hakaret edenleri gayet iyi hatırlıyoruz. Biz, köprü, yol, havalimanı, baraj, fabrika inşa edip, sondajlarla petrol, doğal gaz ararken, yatırımcılara ülkeye gelmeyin çağrısı yapanları gayet iyi hatırlıyoruz. Kahraman ordumuz ve onun şerefli komutanları ile savunma sanayiimiz ise bu hedefler arasındaki özel yerini daima korumuştur.

Bir ülkenin ordusuna, savunma sanayisine ancak bunları kendine tehdit olarak görenler saldırır. Mesela Yunanistan'ın bu konudaki feveranlarını yersiz bulmakla birlikte anlayabiliyoruz, aynı şekilde PKK'nın bu konuda feryatlarının sebebi yerindedir, onu da anlıyoruz. Ülkemizin askeri alandaki gücünü kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarına tehdit olarak görenlerin sızlanmalarını da normal karşılıyoruz.

"Darbe yapan orduyu alkışlayanların düşmanlıkları gayet tabiidir"

Türkiye'nin bir partisi, parti lideri, parti mensupları orduya ve savunma sanayiine karşı hazımsızlık sergiliyor. Gerçi darbe yapan orduyu alkışlayanların, terör örgütlerinin başını ezen, sınırlarımızın güvenliğini daha derinlere taşıyan, hak ve menfaatlerimizi aslanlar gibi savunan orduya düşmanlıkları gayet tabiidir.

"Savunma sanayimizin tamamı hedef alınıyor"

Kendi milletine silah doğrultanlara övgüler dizip, silahını ülkenin düşmanlarına çevirenleri yerden yere vuranlara bakınca 'Bu işte terslik var.' demekten kendimizi alamıyoruz. İşte bu habis zihniyetin son hedefi geliştirdiği insansız hava araçlarıyla ülkemizin savunmasına büyük katkı veren, küresel bir marka haline dönüşerek milletimizi gururlandıran BAYKAR şirketi oldu. BAYKAR'ın nezdinde tüm şirketleri, ürünleri, çalışanları ve başarılarıyla savunma sanayimizin tamamı hedef alınıyor. Kendi akıllarınca bizimle olan akrabalık ilişkisi üzerinden BAYKAR'ı daha kolay hırpalayabileceklerini, böylece sinsi niyetlerini gizleyebileceklerini düşünüyor. Ülkemizin her değerini savunmak nasıl boynumuzun borcuysa, bu alçak saldırıya hak ettiği cevabı vermek de sorumluluğumuzun gereğidir.

Milli mücadelenin de etkisiyle Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra başlayan bir savunma sanayii hamlesi var. Bu kardeşiniz Başbakanlık makamını da milletimin lütfuyla gördü, Cumhurbaşkanlığı makamını da gördü. Ve buralarda kiminle, nasıl çalıştık? Bunların hepsi artık bizim kayıtlarımızda mevcut.

İktidarda olduğumuz dönemde savunma sanayiinin geldiği nokta ortada. Öyle bir yerden öyle bir yere geldik ki doğru dürüst helikopterin yok ve değerli dostum İtalyan Başbakanı Berlusconi ile yaptığım görüşme neticesinde işte bugünkü meşhur Atak helikopterlerini Leonardo S.p.A (eski adıyla Finmeccanica) firması ile hallettik. Şu anda Atak helikopterleri Türkiye'nin kendi ürünü olarak üretiliyor. Tabii buna da yine birileri çelme takmaya çalışıyor, kimisi motor aksamlarında, kimisi makinede, şurada burada falan... Fakat bu bizi bir yere doğru da itiyor. Nedir bu? Şimdi biz bir de Gökbey helikopterini inşallah üretmenin hesabı içerisindeyiz, adımlarını atıyoruz.

(Kılıçdaroğlu'na) Sen ne savunma bakanımıza ne kuvvet komutanlarımıza hakaret edecek çapta değilsin, önce haddini bil.

(Ali Babacan'a) Sen git çocuk bezi satmaya devam et, home tekstil üretmeye devam et. Üzgünüm, 15 sene yanımda bulundu ama demek ki benden bir şey alamadı.

(Ahmet Davutoğlu) Bunların vakfına üniversite tahsisi yaptık, ne zaman ki başbakanlık koltuğuna oturdu, bilabedel vakfına mülk edindi. Bunun bir örneği yok.

(Meral Akşener'e) Hanımefendi, Erdoğan'ın ve arkadaşlarının başörtüsü konusunda istismarcı olup olmayacağını benim milletim gayet iyi bilir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zirvekibris.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.