AKANSOY: VATANDAŞ NEFES ALAMIYOR, HÜKÜMET İSTİFA ETMELİ
AKANSOY: VATANDAŞ NEFES ALAMIYOR, HÜKÜMET İSTİFA ETMELİ
CTP Milletvekili Asım Akansoy, açıklanan yüksek enflasyon rakamlarının toplumun her kesimini ekonomik çıkmaza sürüklediğini belirterek hükümeti istifaya ve erken seçime gitmeye çağırdı.
Akansoy'un açıklaması şöyle:
Açıklanan son enflasyon rakamları, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal çöküşün boyutlarını bir kez daha ortaya koymuştur.
Yıllık enflasyon yüzde 38,10, yılın ilk yedi ayındaki enflasyon ise yüzde 20,34 seviyesine ulaşmıştır. Gıda enflasyonu yüzde 43’ü aşarken, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamalarını karşılayabilmesi için gereken tutar 45.389 TL’ye yükselmiştir.
Daha vahimi, eğitim ve sağlık gibi toplumun temel ihtiyaçlarında fiyat artışları genel enflasyonun çok üzerindedir.
Bu ülkede çocuğunu okutmak, hastalanmak ve sağlıklı beslenmek giderek daha büyük bir ekonomik yük haline geliyorsa, ortada ciddi bir yönetim sorunu vardır.
Bugün vatandaş nefes alamaz durumdadır.
Çalışan geçinemiyor, emekli geçinemiyor, üretici üretemiyor, esnaf ayakta kalmaya çalışıyor, sanayici maliyetlerin altında eziliyor, gençler geleceğini bu ülkede kurmakta zorlanıyor. Tarım ve hayvancılıkta üretim geriliyor; et, sebze ve meyve gibi temel gıdalara ulaşmak giderek zorlaşıyor.
Toplumun bütün sektörleri aynı ekonomik sıkışmışlığın içine sürüklenmiştir. Bu tablo artık birkaç ekonomik tedbirle geçiştirilebilecek bir durum değildir. Bu, doğrudan doğruya yönetim krizidir.
Hükümetin ekonomik anlayışındaki en temel yanlışlardan biri, kamu maliyesini yönetmeyi ekonomik kalkınmanın kendisi sanmasıdır.
Oysa ekonomik büyüme yaratmadan, üretimi artırmadan, sektörleri güçlendirmeden ve yatırım ortamını geliştirmeden yalnızca kamu maliyesi üzerinden bir ülkeyi ayağa kaldırmak mümkün değildir. Devletin gelirini artırmanın yolu vatandaşa daha fazla yük bindirmek değil, ekonomiyi büyütmek, üretimi artırmak ve yeni ekonomik değer yaratmaktır.
Üreten bir tarım sektörü, güçlü bir sanayi, rekabetçi bir özel sektör, yatırım alan bir ekonomi ve gençlere istihdam yaratan bir büyüme modeli olmadan kamu maliyesinin de sürdürülebilirliği mümkün değildir.
Bugün hükümetin topluma sunduğu kapsamlı bir ekonomik büyüme ve kalkınma programı bulunmamaktadır.
Sadece imzalanan Protokollerle, günü kurtaran kararlarla, sözde maaş artışlarıyla ve kamu maliyesi üzerinden yapılan hesaplarla ülkenin geleceği kurulamaz.
Ekonomi büyümezse kamu maliyesi de büyümez. Üretim artmazsa gelir artmaz. Gelir artmazsa refah artmaz.
Bu kadar basit. KKTC, kendi ulusal para birimine (Türk Lirası) sahip değildir ve para politikasını (faiz, likidite yönetimi) kontrol edemez durumda. Enflasyon ve döviz şokları büyük oranda "ithal edilmiş enflasyon"dur. Bu dışsal makroekonomik dinamikler üzerinde ciddiyetle durmak ve tartışmak zorundayız. Reformlardan tutalım, bütçe açığını kapatma hedefiyle çalışmaya kadar “yeni bir ekonomik vizyon" ve "kalkınma anlayışı” mutlaka etkin kılınmalıdır.
Akaryakıt zamları, dövizdeki yükseliş, yüksek girdi maliyetleri ve dışa bağımlılık, enflasyonun önümüzdeki dönemde de vatandaşı sıkıntıya sokabileceğini şimdiden göstermektedir.
Bugün, üreticinin maliyetleri yükselirken devlet desteği yetersiz kalmakta, üretimden kopuş hızlanmaktadır.
Kendi kendine yetebilen, geçmişte birçok tarımsal ve hayvansal ürünü ihraç eden bir ülkenin bugün temel gıdalarda ithalata daha fazla bağımlı hale gelmesi kabul edilemez.
Hal Yasası'nın gerekli tüzükleri tamamlanmadığı için uygulanamaması, üretici ile tüketici arasındaki fiyat zincirinin denetlenememesi, et piyasasında yaşanan sorunlar ve kaçakçılıkla yeterince mücadele edilmemesi, hükümetin piyasayı yönetme kapasitesindeki zaafı açıkça göstermektedir.
Siyaset seyirci kalamaz.
Bu hükümeti yeni bir görev listesi açıklamaya değil, istifaya davet ediyorum. Çünkü mesele bir bakanlığın alacağı bir önlemle, bir vergi indirimiyle veya yeni bir teşvik paketiyle çözülebilecek noktayı aşmıştır. Böyle bir ortamda hükümetin hala, “devam edeceğiz”, “her şey yolunda”, “biraz daha sabır” demesi kabul edilemez.
Bunların hiçbiri çözüm değildir. Yönetemiyorsanız bırakacaksınız.
KKTC’nin yeni bir ekonomik vizyona, yeni bir kalkınma anlayışına ve toplumun önünü görebileceği güçlü bir siyasi iradeye ihtiyacı vardır.
Toplum olarak hedefimiz; halkı daha fazla borçlandıran, üreticiyi üretimden koparan, gençlere gelecek sunamayan ve ekonomiyi yalnızca kamu maliyesi üzerinden yönetmeye çalışan bir düzeni sürdürmek değil; üreten, büyüyen, yatırım yapan, istihdam yaratan ve vatandaşına insanca yaşam sağlayan bir ekonomi kurmak olacaktır.
Bugün yapılması gereken açıktır:
Bu hükümet ülkenin önünü daha fazla tıkamamalıdır. Bir an önce seçime gidilip, halk kendi geleceği hakkında yeniden söz sahibi olmalıdır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



