Derya: Özel sektörde ömrünü satan emekçiler, aldığı ücretten çalışma saatlerine kadar hiçbir noktada adil değiller
Derya: Özel sektörde ömrünü satan emekçiler, aldığı ücretten çalışma saatlerine kadar hiçbir noktada adil değiller
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi görüşülmeye devam ediliyor.
CTP Milletvekili Doğuş Derya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bir devletin sosyal devlet olup olmadığının göstergesi olduğunu kaydetti.
2026 yılının “aile yılı” olması için ve bu kapsamda aile destek merkezlerinin açılması için çalışıldığına yönelik Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının açıklamasını hatırlatan Derya, “aileye yönelik politikaların cicili bicili paketlendiği” ancak öyle olmayabileceği uyarısında bulunarak, dünyada 2010 yılından beri yükselen aşırı sağ ve otokratikleşen yönetimlerin aile politika anlayışlarının kişisel hak ve özgürlüklerine yönelik tehdit oluşturduğunu savundu.
Derya, bazı ülkelerde “ailenin güçlendirilmesi” kapsamında, kadınlara yönelik şiddetle mücadelenin azaltıldığını, kadınlarının yüklerinin artırıldığını, cezasızlığın öngörüldüğü ve kadınların yoksullaştırıldığını ve güvencesizleştirildiğini söyledi. Derya, bu türdeki yönetimleri “hipermaskulin” olarak nitelendirerek, tek tip insan yaratma çabası olduğunu ileri sürdü; bu küresel tehdidin dalga dalga geldiğini ifade etti.
Aileyi güçlendirmenin aileyi korumak anlamına gelmediğini söyleyen Derya, bu türdeki politikaların aileyi değil, erkeği güçlendirdiğini; kadını ve çocuğu yalnızlaştırdığını, sosyal adaletsizlik koşullarını artırdığını ileri sürdü; diğer ülkelerden örnekler verdi. Bunun yerine bireyin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir politik anlayışla siyaset üretilmesiyle eşitsizliklerin çözüleceğini kaydeden Derya, “Ailenin güçlü olmasına kimse itiraz edemez ancak bu, bireyin güçlü olmasının sağlanmasından sonra olur.” dedi.
Derya, sermaye, istihdam gibi konularda kadınların dezavantajlı olmaya devam ettiğini belirterek, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nde (TOCED) bulunan birimlerin çalıştırılmasının başarılmasıyla, çalışma hayatıyla ilgili bilimsel bir çalışma yürütülebileceğini belirtti. Derya, TOCED için bu yıl da gerekli bütçenin ayrılmadığı düşüncesini paylaştı.
Derya, kadın sığınma evleri ve bakım evleri gibi kurumlara kaynak ayrılmamasının sebebinin kaynak yetersizliği değil, politik bir tercih olduğunu savundu.
Ülkede kamu-özel yaşlı bakım evi sayısının altı, yatak kapasitesinin ise 230 olduğunu kaydeden Derya, bunun sosyal yardım alan yaşlı sayısına göre çok az olduğu eleştirisinde bulundu.
Derya, bunun yanında emekçilerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekerek, “Bugün özel sektörde ömrünü satan emekçiler, aldığı ücretten çalışma saatlerine kadar hiçbir noktada adil değiller.” dedi; müdür pozisyonunda çalışan kişilerin bile asgari ücret üzerinden yatırımlarının yapıldığını belirtti.
Ülkeye getirilen çalışanlara yapılan kesintilere de eleştirilerde bulunan Derya, insan ticaretinin önlenmesinde en fazla çalışması gereken bakanlığın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olduğunu kaydetti. Derya, “Bunlar ülkenin kangreni. Bu hepimizin sorunu. Destek vermeye hazırız. Yeter ki irade koyun.” dedi.
Bakan Hasipoğlu da, ülkeye insanların getirilmesine ilişkin bir sektör oluştuğuna dikkat çekerek, bunun kayıt altına alınması, belli kriterler çerçevesinde ruhsatlandırılması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda çalışmaları hakkında bilgi veren Hasipoğlu, gerekirse üçüncü uyrukluların getirilmesinin kısa süreliğine durdurulmasıyla, düzenlemenin yapılabileceği ve kayıtların tutulabileceğini söyledi.
Milletvekili Derya ise bu sürecin sadece kayıt tutularak ya da bir kişinin çalışmasıyla olmayacağını, bunun hükümet tarafından bütüncül bir politikayla ele alınması gerektiğini dile getirdi, “ortak akıl” vurgusu yaptı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



