EKİNCİ: “UBP ÜYELERİ PARTİLERİNE SAHİP ÇIKMALI”
EKİNCİ: “UBP ÜYELERİ PARTİLERİNE SAHİP ÇIKMALI”
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreteri Redif Ekinci, UBP kurultayında yaşanan tartışmalar, oy sayımına yönelik itirazlar ve gazetecilere yönelik tehdit iddiaları üzerinden UBP yönetimini eleştirerek şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı yaptı.
Ekinci'nin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
UBP ÜYELERİ PARTİLERİNE SAHİP ÇIKMALI, BU ZİHNİYETİN BEDELİNİ HEPİMİZ ÖDÜYORUZ!
UBP Yönetimi, üyelerinin emeğine sahip çıkmalı, bu yönetim anlayışından bir an önce kurtulmalıdır.
UBP’nin köklü geçmişiyle bugünkü yönetimini açıkça ayırıyoruz. Yıllarını partisine vermiş insanların emeği, mevcut yönetimin vizyonsuzluğuna ve beceriksizliğine feda edilemez.
Bir “demokrasi şöleni” düşünün: 17 itiraz, yeniden sayım kararı, sonuçlara güven tartışmaları…
Teknik açıdan oy sayımı ile kota ve kontenjan uygulaması ayrı aşamalardır. Basılı oylar dijital kayıtlarla karşılaştırılmalı; sıralama kurallarının nasıl uygulandığı ve itirazların gerekçeli sonuçları açıklanmalıdır.
Sistemsizliği dijitalleştirerek güven üretemezsiniz.
Üstelik gazeteciler Hüseyin Ekmekçi ve Bahadır Ayna, kurultayda düşüncelerini dile getirdikleri için önce rüşvet suçlamasıyla, ardından şiddet tehdidiyle karşılaştı.
Bu, basın özgürlüğüne ve toplumun haber alma hakkına açık bir saldırıdır. İfade özgürlüğü onurumuzdur. Kimsenin makamına, öfkesine veya tahammül sınırına teslim edilemez. Yetkili merciler bu tehditlerin gereğini yapmalıdır.
Gazeteciyi susturmak, toplumun sorularını ortadan kaldırmaz.
27 Ekim Salı günü, aynı partinin eski Girne Kadın Kolları Başkanı’nın sahte diploma iddialarıyla yargılandığı davada kararın açıklanması bekleniyor. Hükmü mahkeme verecek. Siyaset ise şeffaf olmak, iddiaların aydınlatılmasını desteklemek ve kamuoyunun sorularına cevap vermek zorundadır.
Halka hesap vermesi gereken bir yönetimin, gazeteciye hesap sormaya kalktığı yerde güven nasıl yeşerecek?
Bizi ilgilendiren, bu yönetim anlayışının ülkeye ödettiği bedeldir. Kurallar esnetildikçe, denetim zayıfladıkça, sorumlular hesap vermekten kaçındıkça toplumda “Güçlüye yakınsan her kapı açılır” düşüncesi kök salıyor.
Vizyonsuzluk yönümüzü, sistemsizlik güvenimizi, toplumsal yozlaşma birbirimize inancımızı tüketiyor.
Bu yüzden UBP’nin kendine gelmesi, ülke demokrasisi açısından acil bir ihtiyaçtır. Kendi üyesine güven veremeyen bir yönetim, toplumdan ülkenin geleceğini kendisine emanet etmesini nasıl bekler?
Bu ülke için elimi taşın altına koymaya gönüllü olduğum siyasi çatının topluma sunabildiği tablo bundan ibaret olsaydı, bırakın halktan oy istemeyi, insan içine çıkacak yüzüm olmazdı. Bütün bunların ardından hâlâ nasıl güven istendiğini anlamakta güçlük çekiyorum.
Bir partinin geçmişi, bir yönetimin kalkanı; bir ülkenin geleceği, bir koltuğun bedeli olamaz!
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



