Atakom
Serena
UBPPP
acapulco

Zeytinyağı üretiminde kayıt dönemi başladı…

GÜNCEL 08.11.2026 - 11:50, Güncelleme: 08.11.2026 - 11:50
 

Zeytinyağı üretiminde kayıt dönemi başladı…

Ülkede zeytin ve zeytinyağı sektöründe uzun süredir tartışılan kayıt ve izlenebilirlik sistemi hayata geçirildi.
Esnaf Zanaatkârlar ve Üreticiler Pazarlama Kooperatifi (EZKOOP) Başkanı Hürrem Tulga, artık değirmenlere getirilen tüm zeytin ve zeytinyağlarının kayıt altına alınacağını açıkladı. Zeytin Konseyi üyesi Dr. Med. Vet. Nazım Akçaba da uygulamanın ülkenin gerçek üretim kapasitesinin ortaya çıkarılması ve kaçak ürünlerle mücadele açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Yeni uygulamayla, üreticilerin değirmene teslim ettiği zeytin miktarı ile elde edilen yağ miktarı kayıt altına alınacak. Sektör temsilcilerine göre sistem, hem üretimin veri miktarını ortaya çıkaracak hem de sahte, kaçak ve kayıt dışı ürünlerin tespitini kolaylaştıracak. -Tulga: “Değirmene gelen her ürün kayıt altına alınacak” Esnaf Zanaatkârlar ve Üreticiler Pazarlama Kooperatifi (EZKOOP) Başkanı Hürrem Tulga, zeytin ve zeytinyağı sektöründe kayıt dışılıkla mücadele amacıyla yeni bir uygulamanın hayata geçirildiğini belirterek, değirmene getirilen tüm zeytin ve zeytinyağlarının kayıt altına alınacağını açıkladı. Tulga, “Zeytin ve Zeytin Ürünleri Yasası” kapsamında oluşturulan Zeytin ve Zeytin Ürünleri Konseyi’nin aldığı kararlar doğrultusunda hazırlanan formların ülke genelindeki 17 değirmene dağıtıldığını söyledi. Yeni uygulamayla üreticilerin değirmene götürdükleri zeytinlerin tartılacağını, elde edilen yağ miktarının da kayıt altına alınacağını belirten Tulga, böylece ülke genelindeki üretim miktarının net olarak ortaya çıkarılacağına dikkat çekti. Tulga, kayıt sisteminin aynı zamanda kayıt dışı ürünlerin tespit edilmesini kolaylaştıracağını da söyleyerek, değirmencilerin kayıt işlemi sonrasında üreticilere fiş vereceğini, Tarım Dairesi’nin de yasa gereği gerekli denetimleri yapacağını duyurdu. -“İnsanlar yoğun şekilde zeytin ağacı dikmeye başladı” Zeytin hasadının ülkenin en büyük üretim şölenine dönüştüğünü aktaran Tulga, geçmiş yıllarda ülkede altın olarak tanımlanan narenciyenin ön planda olmasına karşın bugün zeytinciliğin en çok gelişen üretim alanı haline geldiğini vurguladı. Tulga, son yıllarda insanların yoğun şekilde zeytin ağacı dikmeye başladığına da dikkat çekerek, ülkede zeytin üretiminin artış gösteren nadir sektörlerden biri olduğunu ve buna paralel olarak rekoltenin de yükseldiğini kaydetti. -“İlk dönemde 25 üreticiyle çalışmaya başladık ancak bugün sayımız 300’e ulaştı” Tulga, EZKOOP hakkında da bilgi vererek, söz konusu kooperatifin 2016 yılında kurulduğunu, 2018 yılında ise ürün alımına ve zeytinyağı üretimine başladığını, ilk dönemde 25 üreticiyle çalıştıklarını ancak bugün sayının 300’e ulaştığını vurguladı. Kooperatifin üreticilerden aldığı zeytinleri işleyip gerekli analizler yapıldıktan sonra piyasaya sunduğunu söyleyen Tulga, analizlerin her zaman akredite laboratuvarda yapıldığının altını çizdi. Tulga, kuruluş sürecinde üreticilere yönelik eğitim çalışmaları yürüttüklerini, markalaşma ve kalite odaklı çalışmalarda bulunduklarını belirterek, “Daha önce analizler Türkiye veya adanın güneyindeki laboratuvarlarına gönderilerek yapılıyordu. Yeni yıldan bu yana analizlerimizi yeni kurulan laboratuvarda yapmaya başladık.” dedi.   -“İngiltere ve Avustralya’ya ürün satışı yapıyoruz” Kooperatifin zaman içerisinde ihracat yapmaya başladığını ifade eden Tulga, İngiltere ve Avustralya’ya ürün satışı yaptıklarına dikkat çekti. Özellikle pandemi döneminde iç piyasada biriken stokların ihracat sayesinde değerlendirildiğini kaydeden Tulga, üretim merkezinin Büyükkonuk’ta, pazarlama kooperatifinin ise Lefkoşa’da yer aldığını söyledi. Tulga, başlangıçta ürünlerin tedarikçiler aracılığıyla paketlenip pazara sunulduğunu ancak bu yöntemin fiyatların şişmesine sebep olduğunu belirterek, 2023’den itibaren dağıtımı doğrudan kendilerinin üstlendiğini, bu sayede ürünleri bugün daha uygun fiyata sattıklarını dile getirdi. -“Eskiden narenciye altın değerindeydi, şimdi yerini zeytin aldı” Ülkede ticari anlamda 2 binin üzerinde zeytin üreticisi bulunduğu bilgisini paylaşan Tulga, bunun yanında binlerce kişinin de kendi ihtiyacı doğrultusunda zeytin yetiştirdiğini söyledi. “Zeytin toplumun en yaygın tarımsal uğraşlarından biri, bir nevi hobisi” ifadesini kullanan Tulga, eskiden narenciyenin altın değerinde olduğunu ama şimdi narenciyenin yerini zeytinin aldığını kaydetti. Hürrem Tulga, zeytinin kuraklığa ve sıcağa dayanıklı yapısıyla ülke iklimine son derece uyumlu olduğunu ama son yıllarda sektörün önemli sorunlarla karşı karşıya kaldığını vurguladı. Özellikle yüksek enflasyon nedeniyle üretim maliyetlerinin arttığını, kalite standartlarının korunmasına rağmen fiyat rekabetinde geriye düştüklerini aktaran Tulga, bu nedenle ihracatta sıkıntılar yaşamaya başladıklarını belirtti. Tulga, son bir yılda enflasyon kaynaklı kayıt dışı ticaretin arttığına da dikkat çekerek, fiyat farklılıkları nedeniyle bazı kişilerin güneyden zeytinyağı temin ettiğini ve kayıt dışı satış yaptığını savundu. Bu durumun yerli üreticilerin ürünlerinin depolarında kalmasına neden olduğunu da anlatan Tulga, “Bir kısım tüketici fiyat avantajı nedeniyle ‘Salad Oil’ olarak bilinen karışım yağları tercih ediyor, bu da doğal olarak sektöre olumsuz şekilde etki yapıyor.” dedi.   Tulga, kaçakçılıkla mücadele kapsamında polis, Maliye Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı ile görüşmeler yapıldığını, ayrıca farkındalık ve denetim çalışmalarının da sürdüğünü aktardı.   -“Teşvik sistemindeki değişiklik sektör için önemli bir adım olacak” Üreticiye verilen teşvikler konusunda da konuşan Tulga, teşviklerin yeniden düzenlenmesi yönünde girişim başlattıklarını, geçmişte dönüm bazında verilen teşviklerin yerine litre başına yağ veya belirli miktarda zeytin (5 kilo) üzerinden destek verilmesini önerdiklerini açıkladı. Tulga, söz konusu önerinin bütçe olanakları çerçevesinde değerlendirilmesini beklediklerini kaydederek, son iki yılda üretici gelirlerinin maliyet artışlarına rağmen gerilediğini ve teşvik sistemindeki değişikliğin sektör için önemli bir adım olacağını ifade etti. Tulga, kayıt altına alma uygulamasının kaçakçılığı azaltma yanında devletin vergi gelirlerine katkı sağlayacağını da söyleyerek, “Son üç yılda ülkedeki enflasyon yüzde 200’lere ulaştı, buna karşın güneyde enflasyon yaklaşık yüzde 10 seviyelerinde seyrediyor, bu durum fiyat rekabetini olumsuz yönde etkiliyor.” dedi.   -Akçaba: “Ülkedeki gerçek üretim kapasitesi hâlâ tam olarak ortaya konulamadı” Zeytin Konseyi üyesi Dr. Med. Vet. Nazım Akçaba, zeytincilik sektörünün sürdürülebilirliği ve ekonomik olarak güçlendirilmesi için kayıt, izlenebilirlik ve denetim sistemlerinin etkin şekilde uygulanması gerektiğini belirterek, ülkedeki gerçek üretim kapasitesinin hâlâ tam olarak ortaya konulamadığını söyledi. Zeytin üretiminin ekonomik hale gelmesi, yasal altyapının güncellenmesi ve sektörün sürdürülebilirliği konularında uzun zamandır çalışma yürüttüklerini belirten Akçaba, Tarım Bakanlığı bünyesinde 2019 yılında oluşturulan 12 kişilik komiteyle çalışmalara başladıklarını anlattı. Akçaba, söz konusu komitenin birçok tarımsal ürünle ilgili yasa taslağı hazırladığını, bunlar arasından yalnızca “Zeytin ve Zeytin Ürünleri Yasası”nın Temmuz 2023’te Meclis’ten geçtiğini anımsattı. -“Yasanın hazırlanmasında Uluslararası Zeytin Konseyi’nin kriterleri esas alındı” Yasanın hazırlanmasında Uluslararası Zeytin Konseyi’nin kriterlerinin esas alındığını aktaran Akçaba, tasarı aşamasında önemli gördükleri “Zeytin Ölçme ve Değerlendirme Birimi”nin son anda metinden çıkarıldığını da anımsattı. Söz konusu birimin üreticilerin eğitimi, laboratuvar analizleri, kalite kontrolü ve sektör denetimlerinde aktif rol üstlenmesinin planlandığını dile getiren Akçaba, “Bugün gelinen noktada o birime ihtiyaç olduğu herkes tarafından kabul ediliyor” dedi. Akçaba, yasanın uygulanması için gerekli tüzüklerin büyük bölümünün yapılmadığına dikkat çekerek, bugüne kadar yalnızca kayıt tüzüğünün yürürlüğe girdiğini söyledi. -“Sektörde izinlendirilmiş 56 firma bulunuyor” Sektörde faaliyet gösteren üretim, depolama, işleme ve satış işletmelerinin kayıt altına alınmasının hem izlenebilirlik hem de sağlıklı ürün dolaşımı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Akçaba, devlet tarafından izinlendirilmiş yaklaşık 56 firmanın bulunduğu bilgisini paylaştı. Akçaba, kaçakçılık ve sahte ürünle mücadelenin temelinin kayıt sistemi olduğuna vurgu yaparak, değirmenlere getirilen tüm zeytinlerin kayıt altına alınması gerektiğini belirtti. Bu sayede ülkedeki toplam üretim miktarının ortaya çıkarılabileceğini kaydeden Akçaba, elde edilecek verilerin gelecekteki devlet politikalarının şekillendirilmesinde kullanılabileceğini de hatırlattı. Menşe takibinin de önemine işaret eden Akçaba, izlenebilirlik sayesinde güvenlik güçleri, Tarım Dairesi, belediyeler ve ilgili kurumların kaçak, sahte veya hileli ürünlerle daha etkin mücadele edebileceğini söyledi. Akçaba, ülkedeki zeytinyağı üretiminin yıllara göre değişmekle birlikte bin ile 1500 ton arasında seyrettiğini dile getirerek, son yıllarda iklim koşullarının da üretimi olumsuz etkilediğini ifade etti. Özellikle ilkbahar dönemindeki ani sıcaklık artışları ve tozlu hava koşullarının çiçeklenme sürecini olumsuz etkilediğini anlatan Akçaba, döllenmenin gerçekleşememesi nedeniyle verim kayıpları yaşandığını kaydetti. -“Kıbrıs’ın zeytini ve zeytinyağı olağanüstü kalitede” “Kıbrıs’ın zeytini ve zeytinyağı olağanüstü kalitede” diyen Akçaba, buna karşın hasat, işleme, depolama ve pazarlama süreçlerinde istenilen başarıya ulaşılamadığını söyledi. Kalitenin korunmasında laboratuvar analizlerinin önemine dikkat çeken Akçaba, kurulan laboratuvarda zeytinyağında tağşiş analizlerinin yapılabildiğini ve sahte ürünlerin tespit edilebildiğini belirtti. Zeytin sıkımı sonrasında ortaya çıkan “Pirina”dan kimyasal yöntemlerle yağ elde edilmesinin yasayla yasaklandığını hatırlatan Akçaba, bu tür ürünlerin insan tüketimine sunulmaması gerektiğini ifade etti. Sektördeki en büyük maliyet kaleminin hasat işçiliği olduğuna da değinen Akçaba, dünyada yaygınlaşan mekanik hasat sistemlerinin maliyetleri ciddi ölçüde düşürdüğünü, geleneksel yöntemlerle 1 kilogram zeytinin yaklaşık 19 TL’ye toplandığını ancak kombay kullanılması halinde bu maliyetin yaklaşık 3 TL’ye kadar gerileyebildiğini ve fiyat avantajı sağlayacağını kaydetti. Mekanik hasadın yalnızca ekonomik avantaj sağlamadığını da vurgulayan Akçaba, hızlı hasat edilen zeytinlerin bekletilmeden değirmene ulaştırılması sayesinde yağ kalitesinin de arttığını ifade etti. Oleik asit oranının düşük, polifenol değerinin ise yüksek olmasının kaliteli zeytinyağının temel göstergeleri olduğunu belirten Akçaba, erken hasat ve hızlı sıkımın bu değerlerin korunmasını sağladığını söyledi. Akçaba, “Ucuz hasat, hızlı sıkım, doğru depolama ve ambalajlama süreçleri hem kaliteyi koruyacak hem de sektörün rekabet gücünü artıracaktır” dedi.
Ülkede zeytin ve zeytinyağı sektöründe uzun süredir tartışılan kayıt ve izlenebilirlik sistemi hayata geçirildi.

Esnaf Zanaatkârlar ve Üreticiler Pazarlama Kooperatifi (EZKOOP) Başkanı Hürrem Tulga, artık değirmenlere getirilen tüm zeytin ve zeytinyağlarının kayıt altına alınacağını açıkladı. Zeytin Konseyi üyesi Dr. Med. Vet. Nazım Akçaba da uygulamanın ülkenin gerçek üretim kapasitesinin ortaya çıkarılması ve kaçak ürünlerle mücadele açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Yeni uygulamayla, üreticilerin değirmene teslim ettiği zeytin miktarı ile elde edilen yağ miktarı kayıt altına alınacak. Sektör temsilcilerine göre sistem, hem üretimin veri miktarını ortaya çıkaracak hem de sahte, kaçak ve kayıt dışı ürünlerin tespitini kolaylaştıracak.

-Tulga: “Değirmene gelen her ürün kayıt altına alınacak”

Esnaf Zanaatkârlar ve Üreticiler Pazarlama Kooperatifi (EZKOOP) Başkanı Hürrem Tulga, zeytin ve zeytinyağı sektöründe kayıt dışılıkla mücadele amacıyla yeni bir uygulamanın hayata geçirildiğini belirterek, değirmene getirilen tüm zeytin ve zeytinyağlarının kayıt altına alınacağını açıkladı.

Tulga, “Zeytin ve Zeytin Ürünleri Yasası” kapsamında oluşturulan Zeytin ve Zeytin Ürünleri Konseyi’nin aldığı kararlar doğrultusunda hazırlanan formların ülke genelindeki 17 değirmene dağıtıldığını söyledi.

Yeni uygulamayla üreticilerin değirmene götürdükleri zeytinlerin tartılacağını, elde edilen yağ miktarının da kayıt altına alınacağını belirten Tulga, böylece ülke genelindeki üretim miktarının net olarak ortaya çıkarılacağına dikkat çekti.

Tulga, kayıt sisteminin aynı zamanda kayıt dışı ürünlerin tespit edilmesini kolaylaştıracağını da söyleyerek, değirmencilerin kayıt işlemi sonrasında üreticilere fiş vereceğini, Tarım Dairesi’nin de yasa gereği gerekli denetimleri yapacağını duyurdu.

-“İnsanlar yoğun şekilde zeytin ağacı dikmeye başladı”

Zeytin hasadının ülkenin en büyük üretim şölenine dönüştüğünü aktaran Tulga, geçmiş yıllarda ülkede altın olarak tanımlanan narenciyenin ön planda olmasına karşın bugün zeytinciliğin en çok gelişen üretim alanı haline geldiğini vurguladı.

Tulga, son yıllarda insanların yoğun şekilde zeytin ağacı dikmeye başladığına da dikkat çekerek, ülkede zeytin üretiminin artış gösteren nadir sektörlerden biri olduğunu ve buna paralel olarak rekoltenin de yükseldiğini kaydetti.

-“İlk dönemde 25 üreticiyle çalışmaya başladık ancak bugün sayımız 300’e ulaştı”

Tulga, EZKOOP hakkında da bilgi vererek, söz konusu kooperatifin 2016 yılında kurulduğunu, 2018 yılında ise ürün alımına ve zeytinyağı üretimine başladığını, ilk dönemde 25 üreticiyle çalıştıklarını ancak bugün sayının 300’e ulaştığını vurguladı.

Kooperatifin üreticilerden aldığı zeytinleri işleyip gerekli analizler yapıldıktan sonra piyasaya sunduğunu söyleyen Tulga, analizlerin her zaman akredite laboratuvarda yapıldığının altını çizdi.

Tulga, kuruluş sürecinde üreticilere yönelik eğitim çalışmaları yürüttüklerini, markalaşma ve kalite odaklı çalışmalarda bulunduklarını belirterek, “Daha önce analizler Türkiye veya adanın güneyindeki laboratuvarlarına gönderilerek yapılıyordu. Yeni yıldan bu yana analizlerimizi yeni kurulan laboratuvarda yapmaya başladık.” dedi.  

-“İngiltere ve Avustralya’ya ürün satışı yapıyoruz”

Kooperatifin zaman içerisinde ihracat yapmaya başladığını ifade eden Tulga, İngiltere ve Avustralya’ya ürün satışı yaptıklarına dikkat çekti. Özellikle pandemi döneminde iç piyasada biriken stokların ihracat sayesinde değerlendirildiğini kaydeden Tulga, üretim merkezinin Büyükkonuk’ta, pazarlama kooperatifinin ise Lefkoşa’da yer aldığını söyledi.

Tulga, başlangıçta ürünlerin tedarikçiler aracılığıyla paketlenip pazara sunulduğunu ancak bu yöntemin fiyatların şişmesine sebep olduğunu belirterek, 2023’den itibaren dağıtımı doğrudan kendilerinin üstlendiğini, bu sayede ürünleri bugün daha uygun fiyata sattıklarını dile getirdi.

-“Eskiden narenciye altın değerindeydi, şimdi yerini zeytin aldı”

Ülkede ticari anlamda 2 binin üzerinde zeytin üreticisi bulunduğu bilgisini paylaşan Tulga, bunun yanında binlerce kişinin de kendi ihtiyacı doğrultusunda zeytin yetiştirdiğini söyledi.

“Zeytin toplumun en yaygın tarımsal uğraşlarından biri, bir nevi hobisi” ifadesini kullanan Tulga, eskiden narenciyenin altın değerinde olduğunu ama şimdi narenciyenin yerini zeytinin aldığını kaydetti.

Hürrem Tulga, zeytinin kuraklığa ve sıcağa dayanıklı yapısıyla ülke iklimine son derece uyumlu olduğunu ama son yıllarda sektörün önemli sorunlarla karşı karşıya kaldığını vurguladı. Özellikle yüksek enflasyon nedeniyle üretim maliyetlerinin arttığını, kalite standartlarının korunmasına rağmen fiyat rekabetinde geriye düştüklerini aktaran Tulga, bu nedenle ihracatta sıkıntılar yaşamaya başladıklarını belirtti.

Tulga, son bir yılda enflasyon kaynaklı kayıt dışı ticaretin arttığına da dikkat çekerek, fiyat farklılıkları nedeniyle bazı kişilerin güneyden zeytinyağı temin ettiğini ve kayıt dışı satış yaptığını savundu. Bu durumun yerli üreticilerin ürünlerinin depolarında kalmasına neden olduğunu da anlatan Tulga, “Bir kısım tüketici fiyat avantajı nedeniyle ‘Salad Oil’ olarak bilinen karışım yağları tercih ediyor, bu da doğal olarak sektöre olumsuz şekilde etki yapıyor.” dedi.  

Tulga, kaçakçılıkla mücadele kapsamında polis, Maliye Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı ile görüşmeler yapıldığını, ayrıca farkındalık ve denetim çalışmalarının da sürdüğünü aktardı.  

-“Teşvik sistemindeki değişiklik sektör için önemli bir adım olacak”

Üreticiye verilen teşvikler konusunda da konuşan Tulga, teşviklerin yeniden düzenlenmesi yönünde girişim başlattıklarını, geçmişte dönüm bazında verilen teşviklerin yerine litre başına yağ veya belirli miktarda zeytin (5 kilo) üzerinden destek verilmesini önerdiklerini açıkladı.

Tulga, söz konusu önerinin bütçe olanakları çerçevesinde değerlendirilmesini beklediklerini kaydederek, son iki yılda üretici gelirlerinin maliyet artışlarına rağmen gerilediğini ve teşvik sistemindeki değişikliğin sektör için önemli bir adım olacağını ifade etti.

Tulga, kayıt altına alma uygulamasının kaçakçılığı azaltma yanında devletin vergi gelirlerine katkı sağlayacağını da söyleyerek, “Son üç yılda ülkedeki enflasyon yüzde 200’lere ulaştı, buna karşın güneyde enflasyon yaklaşık yüzde 10 seviyelerinde seyrediyor, bu durum fiyat rekabetini olumsuz yönde etkiliyor.” dedi.  

-Akçaba: “Ülkedeki gerçek üretim kapasitesi hâlâ tam olarak ortaya konulamadı”

Zeytin Konseyi üyesi Dr. Med. Vet. Nazım Akçaba, zeytincilik sektörünün sürdürülebilirliği ve ekonomik olarak güçlendirilmesi için kayıt, izlenebilirlik ve denetim sistemlerinin etkin şekilde uygulanması gerektiğini belirterek, ülkedeki gerçek üretim kapasitesinin hâlâ tam olarak ortaya konulamadığını söyledi.

Zeytin üretiminin ekonomik hale gelmesi, yasal altyapının güncellenmesi ve sektörün sürdürülebilirliği konularında uzun zamandır çalışma yürüttüklerini belirten Akçaba, Tarım Bakanlığı bünyesinde 2019 yılında oluşturulan 12 kişilik komiteyle çalışmalara başladıklarını anlattı.

Akçaba, söz konusu komitenin birçok tarımsal ürünle ilgili yasa taslağı hazırladığını, bunlar arasından yalnızca “Zeytin ve Zeytin Ürünleri Yasası”nın Temmuz 2023’te Meclis’ten geçtiğini anımsattı.

-“Yasanın hazırlanmasında Uluslararası Zeytin Konseyi’nin kriterleri esas alındı”

Yasanın hazırlanmasında Uluslararası Zeytin Konseyi’nin kriterlerinin esas alındığını aktaran Akçaba, tasarı aşamasında önemli gördükleri “Zeytin Ölçme ve Değerlendirme Birimi”nin son anda metinden çıkarıldığını da anımsattı.

Söz konusu birimin üreticilerin eğitimi, laboratuvar analizleri, kalite kontrolü ve sektör denetimlerinde aktif rol üstlenmesinin planlandığını dile getiren Akçaba, “Bugün gelinen noktada o birime ihtiyaç olduğu herkes tarafından kabul ediliyor” dedi.

Akçaba, yasanın uygulanması için gerekli tüzüklerin büyük bölümünün yapılmadığına dikkat çekerek, bugüne kadar yalnızca kayıt tüzüğünün yürürlüğe girdiğini söyledi.

-“Sektörde izinlendirilmiş 56 firma bulunuyor”

Sektörde faaliyet gösteren üretim, depolama, işleme ve satış işletmelerinin kayıt altına alınmasının hem izlenebilirlik hem de sağlıklı ürün dolaşımı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Akçaba, devlet tarafından izinlendirilmiş yaklaşık 56 firmanın bulunduğu bilgisini paylaştı.

Akçaba, kaçakçılık ve sahte ürünle mücadelenin temelinin kayıt sistemi olduğuna vurgu yaparak, değirmenlere getirilen tüm zeytinlerin kayıt altına alınması gerektiğini belirtti. Bu sayede ülkedeki toplam üretim miktarının ortaya çıkarılabileceğini kaydeden Akçaba, elde edilecek verilerin gelecekteki devlet politikalarının şekillendirilmesinde kullanılabileceğini de hatırlattı.

Menşe takibinin de önemine işaret eden Akçaba, izlenebilirlik sayesinde güvenlik güçleri, Tarım Dairesi, belediyeler ve ilgili kurumların kaçak, sahte veya hileli ürünlerle daha etkin mücadele edebileceğini söyledi.

Akçaba, ülkedeki zeytinyağı üretiminin yıllara göre değişmekle birlikte bin ile 1500 ton arasında seyrettiğini dile getirerek, son yıllarda iklim koşullarının da üretimi olumsuz etkilediğini ifade etti.

Özellikle ilkbahar dönemindeki ani sıcaklık artışları ve tozlu hava koşullarının çiçeklenme sürecini olumsuz etkilediğini anlatan Akçaba, döllenmenin gerçekleşememesi nedeniyle verim kayıpları yaşandığını kaydetti.

-“Kıbrıs’ın zeytini ve zeytinyağı olağanüstü kalitede”

“Kıbrıs’ın zeytini ve zeytinyağı olağanüstü kalitede” diyen Akçaba, buna karşın hasat, işleme, depolama ve pazarlama süreçlerinde istenilen başarıya ulaşılamadığını söyledi.

Kalitenin korunmasında laboratuvar analizlerinin önemine dikkat çeken Akçaba, kurulan laboratuvarda zeytinyağında tağşiş analizlerinin yapılabildiğini ve sahte ürünlerin tespit edilebildiğini belirtti. Zeytin sıkımı sonrasında ortaya çıkan “Pirina”dan kimyasal yöntemlerle yağ elde edilmesinin yasayla yasaklandığını hatırlatan Akçaba, bu tür ürünlerin insan tüketimine sunulmaması gerektiğini ifade etti.

Sektördeki en büyük maliyet kaleminin hasat işçiliği olduğuna da değinen Akçaba, dünyada yaygınlaşan mekanik hasat sistemlerinin maliyetleri ciddi ölçüde düşürdüğünü, geleneksel yöntemlerle 1 kilogram zeytinin yaklaşık 19 TL’ye toplandığını ancak kombay kullanılması halinde bu maliyetin yaklaşık 3 TL’ye kadar gerileyebildiğini ve fiyat avantajı sağlayacağını kaydetti.

Mekanik hasadın yalnızca ekonomik avantaj sağlamadığını da vurgulayan Akçaba, hızlı hasat edilen zeytinlerin bekletilmeden değirmene ulaştırılması sayesinde yağ kalitesinin de arttığını ifade etti.

Oleik asit oranının düşük, polifenol değerinin ise yüksek olmasının kaliteli zeytinyağının temel göstergeleri olduğunu belirten Akçaba, erken hasat ve hızlı sıkımın bu değerlerin korunmasını sağladığını söyledi.

Akçaba, “Ucuz hasat, hızlı sıkım, doğru depolama ve ambalajlama süreçleri hem kaliteyi koruyacak hem de sektörün rekabet gücünü artıracaktır” dedi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zirvekibris.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.