30 YIL SONRA PERDE AÇILIYOR! LEFKOŞA’NIN YARIM KALAN HAYALİ GERÇEK OLUYOR
30 YIL SONRA PERDE AÇILIYOR! LEFKOŞA’NIN YARIM KALAN HAYALİ GERÇEK OLUYOR
Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Mehmet Harmancı, 30 yıldır tamamlanmayı bekleyen Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ve Kültür Sanat Merkezi projesinin artık hayata geçirileceğini belirterek, “Bugün, 30 yıl süren bir hikâyenin son perdesini birlikte aralıyoruz” dedi. Harmancı, 5,2 milyon sterlinlik yatırımın LTB’nin öz kaynaklarıyla gerçekleştirileceğini açıkladı.
Harmancı'nın gerçekleştirdiği basın toplantısında yaptığı açıklama şöyle:
Kıymetli basın mensuplarımız, gazetecilerimiz ve köşe yazarlarımız, meclis üyesi arkadaşlarım, belediye yönetimimiz, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, Lefkoşa Belediye Orkestrası ve Arkhe Lefkoşa ekipleri, değerli üstadım Yaşar Ersoy, projemizin mimarı Burhan Atun, projeyi devam ettiren Can Atun, KAMTEK adına sayın Ali Kamacı, kültür-sanata gönül vermiş değerli davetliler
Bugün, 30 yıl süren bir hikayenin son perdesini birlikte aralıyoruz.
Bu hikaye tam 30 yıl önce, 1996 yılında başladı. Yaşar Ersoy, Lefkoşa'ya çağdaş bir tiyatro binası kazandırma önerisini bir dosya halinde sunduğunda, aslında bir binanın değil, bir düşün temeli atılıyordu. Aradan geçen yıllarda inşaat durdu, projeler değişti, ilk yapı yıkıldı, yeniden başlandı; 2012’de belediyenin yaşadığı büyük mali ve idari krizle bina bir kez daha yarım kaldı.
Ve yıllarca Lefkoşa’nın ortasında bir utanç tablosu gibi durdu.
Bazı yapılar yalnızca beton, demir ve taştan ibaret değildir. Yarım kaldıkları her yıl biraz daha anlam yüklenirler. Bir süre sonra yalnızca tamamlanmamış bir inşaatı değil; ertelenmiş bir ihtiyacı, yerine getirilememiş bir sözü ve bir kentin eksik bırakılmış hafızasını taşırlar.
Bu bina da Lefkoşa için böyle bir yerdi.
2014 yılında Lefkoşalıların güveni ve teveccühü ile göreve gelirken “Bu utanç tablosu ortadan kalkacak” sözünü vermiştik. Yaşar Ersoy’a, tiyatro ve kültür-sanat ekiplerimize de hep aynı şeyi söylüyordum: “Şüphesiz bu binayı hep beraber bitirecek ve şehrimize kazandıracağız.”
Ancak bir de gerçeğimiz vardı. Çok kısa bir deyimle; batmış, tükenmiş, borcu dahi tam olarak kestirilemeyen bir belediye.
Ama önce, o tiyatro binasını bitirebilecek bir belediyeyi yeniden ayağa kaldırmamız gerekiyordu.
Kaynağı olmayan ihalelere çıkıp yarım yapılar bırakmak yerine zor olanı seçtik.
Mali disiplini kurduk. Kurumsal yapıyı güçlendirdik. Ve ne mutlu ki; tüm süreçlerde Lefkoşalıların desteği ve sabrı sayesinde şehri yeniden ayağa kaldırmayı hep beraber başardık. Ve Lefkoşa’nın gecikmiş temel ihtiyaçlarına yöneldik.
Kanalizasyondan yağmur suyu hatlarına, ana taşıyıcı sistemlerden bölgesel altyapılara kadar bu şehrin yalnızca bugününü değil, gelecek on yıllarını güvence altına alacak yatırımlar yaptık.
Altyapısını geleceğe hazırlayan Lefkoşa, artık yaşam kalitesini, kamusal alanlarını, kültürünü ve sanatını büyütecek yatırımları da kendi gücüyle yapabilen bir şehir haline geliyor.
Şimdi artık başka bir eşiğe geldik.
Bir şehri gerçekten şehir yapan; insanların yan yana gelmesi, birbirini duyması, düşünmesi, tartışması, üretmesi ve ortak bir hafıza kurabilmesidir.
Antik Atina’da demokrasi ile tiyatronun aynı toplumsal iklimde gelişmesi bu açıdan tesadüf değildir. Her ikisi de birbirinden farklı insanların ortak meseleleriyle yüzleşebilmesinin alanlarıydı.
Biri şehrin nasıl yönetileceğini tartışıyor, diğeri o şehre kendisini gösteriyordu.
Tiyatro da yüzyıllardır tam olarak bunu yapıyor.
Bize yalnızca başkalarının hikâyesini anlatmıyor; bizi bize anlatıyor.
Belediyeler elbette yurttaşlara suyunu getirir, yolunu yapar, atığını toplar. Ama sorumluluğu orada bitmez. Mesele insanı yalnızca yaşatmak değil; ona yaşamaya değer bir şehir sunabilmektir. Lefkoşa kültür-sanat üretiminden hiçbir zaman vazgeçmedi. Belediye Tiyatromuz 46 yıldır, Belediye Orkestramız 35 yıldır bu şehrin kültür yaşamına üretim katıyor. Arkhe ise şehrin belleğini araştırıyor, kaydediyor ve geleceğe taşıyor. Çünkü çok iyi biliyoruz ki kültür ve sanat, bir toplumun kendisini anlama, eleştirme, yeniden kurma ve geleceğe taşıma kapasitesidir.
Şimdi bu birikime yakışır yeni bir mekân kazandırıyoruz.
465 kişilik büyük salonu; çağdaş sahne teknolojileri, akustik altyapısı ve hareketli orkestra platformuyla farklı ölçekte ve türde yapımlara ev sahipliği yapabilecek.
Ama asıl önemlisi, bu yapı üretimden eğitime, hafızadan performansa kadar kültür-sanat yaşamının farklı alanlarını aynı çatı altında buluşturacak.
Lefkoşa Belediye Tiyatromuzun kuruluşundan bugüne uzanan hikâyeyi yaşatacak bir tiyatro müzesi olacak.
Yeni sanatçıların yetişeceği eğitim ve prova alanları, dramaturgi ve çalışma mekânları, kültür-sanat kütüphanesi ve arşiv alanları olacak.
Lefkoşa Belediye Orkestramız kendi prova alanına kavuşacak.
Yani burası yalnızca perde açıldığı saatlerde yaşayan bir bina olmayacak.
Üreten, öğreten, hatırlayan, hatırlatan ve yeni kuşakları sanatla buluşturan canlı bir merkez olacak.
Binanın önündeki meydan da bu anlayışın bir parçası. Açık amfisi, kafesi, sergi ve buluşma alanlarıyla tiyatro günlük şehir hayatının içerisine karışacak.
Bir yaz akşamını düşünün… Kapalı salonun dışında, açık havada, meydanla iç içe bir gösteri. Bir çocuğun belki de ilk kez sahneyle karşılaşması. Tiyatro yalnızca salonun içinde değil, sokağın ve günlük hayatın içinde yaşayacak. Ve bu amfi tiyato yanında pek çok farklı etkinliğe ev sahipliği yapacak.
Bu bütünlüğü, yeni bir ihaleyle hayata geçireceğimiz çok katlı otoparkla da tamamlayacağız. Meydanı araçlardan arındırırken ortaya çıkacak park ihtiyacını da karşısında yapacağımız çok katlı otoparkla çözeceğiz.
Şimdi izninizle, bu şehirde yaşayan herkesin gurur duyacağı bir başka noktaya gelmek istiyorum.
LTB Tiyatro ve Kültür Sanat Merkezi ihale bedeli tam 5,2 milyon sterlin yani 330 Milyon Türk lirasıdır.
Bu yatırım 1958’den günümüze Lefkoşa Türk Belediyesi’nin en büyük, tarihi rekor yatırımlarının başında geliyor. Bu yatırım gücü ortak akıl ve mali disiplinle bugünlere getirdiğimiz güçlü Lefkoşa Türk Belediyesi’nin özkaynaklarıyla, kendi bütçesi ve kendi finansman kapasitesiyle yapılıyor.
Belediyemizin kültür-sanat geleneğinin köklerini döşeyen, Lefkoşa Belediye Tiyatromuzu kuran eski LTB Başkanı ve 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya, yıllar içinde bu vizyona katkı koyan tüm eski LTB Başkanlarımıza teşekkür ediyorum.
Ama bir ismi elbette ayrı tutmam gerekiyor. Bu düşün otuz yıldır peşini bırakmayan, en umutsuz günlerde bile "bu şehre bir tiyatro lazım" demekten vazgeçmeyen bir tiyatro üstadı, bir kültür-sanat insanı var: Yaşar Ersoy. Üstadım, bu bina aynı zamanda senin bir ömür taşıdığın inancın da karşılığıdır. Emeğin, özverin, sabrın ve yılmaz inancın için yürekten teşekkürlerimi sunuyorum.
Ve elbette en büyük teşekkür Lefkoşalılara. Bugüne kadar bu şehirde ne yaptıysak sizin güveninizle, sabrınızla, katkınızla ve desteğinizle yaptık. Bu yüzden bugünkü sevincim, kişisel bir sevinç değil; bir kez daha, "hep beraber başardık" diyebilmenin sevincidir. Bu şehirde yaşayan herkese tek tek teşekkürü bir borç biliyorum.
Değerli konuklar,
Tüm renklerin, tüm seslerin ve tüm farklılıkların kendine ifade alanı bulduğu ve kardeşçe yaşadığı şehir Lefkoşa’da bu proje çok büyük anlamlar taşıyor.
Bu proje insana, şehrin kültürüne, sanatına ve çağdaşlığına verilmiş güçlü bir irade beyanıdır.
Bugün Lefkoşa, kendi hikâyesini anlatacağı yeni sahnesi için ilk adımı atıyor.
Lefkoşa’nın bir düşünü daha birazdan atacağımız imzalarla gerçeğe dönüştürmeye başlıyoruz.
Bu tarihi ana tanıklık ettiğiniz için sizlere ve ekranları başında bizleri izleyene herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



