Nazlı: Ya ezenden yana olacaksın ya ezilenden, bunun ortası yok
Nazlı: Ya ezenden yana olacaksın ya ezilenden, bunun ortası yok
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel vakalar üzerinden ele alınamayacağını belirterek, "şiddeti üreten toplumsal ve siyasal düzenle mücadele edilmesi gerektiğini" ifade etti.
Kadına yönelik şiddet karşısında taraf olunması gerektiğini de kaydeden Nazlı, “Ya ezenden yana olacaksın ya ezilenden. Bunun ortası yok” dedi.
Cansu N. Nazlı, ülkede son beş gün içerisinde iki kadının erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Bataklığı kurutmak için ataerkil sermaye düzenine, dinsel gericiliğe ve neoliberal muhafazakârlığa karşı direnmeliyiz” dedi.
Kadınlara şiddet gördüklerinde nereye başvurabileceklerini anlatmanın tek başına yeterli olmadığını aktaran Nazlı, “Bir kadına şiddete uğradığı durumlarda nereye gidebileceğini söylesek de neden gitmediğini çözmedikten sonra kadınlar özgürleşemez” ifadelerini kullandı.
Şiddeti ayrılmak veya boşanmak için geçerli bir sebep olarak görmeyen, şiddet gören kadınlara aile birliğini korumak adına “dayanmayı” ve “katlanmayı” telkin eden "erkek egemen muhafazakâr kalıp" yargıların kırılması gerektiğini de kaydeden Nazlı, kadınların şiddet gördükleri evden uzaklaşmaları halinde dahi ekonomik olarak bağımsız bir yaşam kurabilmelerinin önündeki engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Nazlı, din ve inanç kisvesi altında kadınların yaşamı ve bedeni üzerinde baskı kurulmasına yönelik mücadele edilmesi, kadına yönelik şiddeti önleyici ve kadınları şiddetten koruyucu mekanizmalar talep etmekle yetinilmemesi gerektiğini belirtti.
Devletin sosyal politikalar alanından geri çekilerek bu alanı vakıf ve derneklere bırakmasının kabul edilmemesi gerektiğini savunan Nazlı, din işlerine ayrılan bütçeye de tepki gösterdi.
Nazlı, Devletin bir sığınma evi kurmadığını ifade ederek, okulların ise ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu koşullarda camiler inşa edilmesini de eleştirdi.
Eğitim Bakanlığı’nın politikalarının da kadına yönelik şiddet açısından değerlendirilmesi gerektiği görüşünü öne süren Nazlı, “Müfredattan evrim teorisini çıkaran, toplumsal cinsiyet eşitliğinin koymayı aklına getirmeyen, din derslerini zorunlu yapan Eğitim Bakanlığı da şiddete uğrayan ve erkek şiddeti ile kadınların yaşamdan alınmasından sorumlu!” ifadelerini kullandı.
Nazlı, gericiliği “din ve inanç özgürlüğü” adı altında topluma kabul ettirmeye çalışanların olduğunu da savunarak, bu kesimin de kadına yönelik şiddetin artmasında payı bulunduğunu ileri sürdü.
Kadına yönelik şiddet vakalarında devlet kurumlarının tutumuna dair de konuşan Nazlı, kendisine ulaşan şiddet şikâyetini “aile meselesi” olarak değerlendiren polis yaklaşımını eleştirdi.
Nazlı, kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel vakalar üzerinden ele alınamayacağına işaret ederek “Hükümet, Meclis, Ankara, patronlar, gerici vakıflar, tarikatlar ve gece kulübü sahiplerine karşı mücadele edilmeden” kadına yönelik şiddetten kurtulmanın mümkün olmadığı görüşünü savundu. Kadına yönelik şiddete karşı örgütlü mücadelenin tercih edilmesi gerektiğini belirterek, bu unsurlarla kadına şiddet konusunda lobicilik yapılmasını reddettiklerini ifade etti.
Nazlı, kadın cinayetlerine, kadınların kamusal alanlarda bıçaklanmasına ve kadınların seks kölesi olarak tutsak edilmesine karşı mücadelenin tarafsız bir tutumla yürütülemeyeceğini belirtti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



