Atakom
Serena
Dilek Orhan
Köşe Yazarı
Dilek Orhan
 

KİTAP KAPAĞININ HİKAYESİ

İnsanın hangi coğrafyada, ne zaman, kimin çocuğu olarak dünyaya geleceği çoğu zaman adına kader dediğimiz mucize ile gerçekleşiyor. Bu nedenle farkındalık dönemimizin başladığı ilk andan itibaren hepimizin bilincinde olduğu bir şey var. En azından yaşamımızın başlangıç şekli bizim seçimimiz değil. Bu nedenle, aslında, her birimiz, bir diğerimiz de olabilirdik. Bu bizim yaşam tarzımızı, alışkanlıklarımızı elbette değiştirecekti. Ama kim olursak, olalım bazı şeyler asla değişmeyecekti. Neler mi? Yine büyüyene kadar bakıma ihtiyacımız olacaktı, düşünce canımız acıyacak, sevinince gülecek, üzülünce ağlayacak, yine aşık olacak, eğer ömrümüz varsa yine yaşlanacaktık. Yine hırslarımız, umutlarımız, hayallerimiz olacak ve yine ölümden korkacaktık. Bu nedenle dünyanın en gelişmiş ülkesinde, olmamızla, dünyanın ücra bir köşesinde olmamız arasında sahip olduğumuz imkanlar açısından belki dağlar kadar fark olacaktı ama içimizdeki biz, yine aynı kalacaktı.   Ne büyük şans ki, dünyaya geldiğim coğrafya ve dünyaya beni getirenler bana ışık dolu deneyimler yaşattılar ve hala da yaşatmaya devam ediyorlar.   Büyükanneli ve büyükbabalı çocukluk dönemimde, yaz mevsimlerinde Sinop’ta, bugün asar-ı atika denilen tarih kokan konakta el bebek, gül bebek günlerimi yaşarken, son bahardan itibaren Kars’ın Arpaçay ilçesinde uzun beyaz kışları ve Doğu’nun yokluklar içindeki varlığını yaşadım.     Daha sonraki dönemlerimde yaşam senaryomun kurgusu gereği sürekli yer değiştirirken, alışkanlıkların ve davranış tarzının ortamlardan bire bir etkilenmesine rağmen, insanın özünün yeri neresi olursa olsun, hangi zaman diliminde yaşarsa yaşasın, aynı kaldığını öğrendim. Bu nedenle, kitabın kapağında annemin, benim ve kızımın üçüncü yaş günlerimizde çekilmiş fotoğraflarını kullandım. 20- 40- 60 yıl arayla çekilmiş üç fotoğrafta, zaman farklı, yer farklı, çocuklar farklı ama öz aynı..   Bu gerçeğin ışığıyla, beni etkileyen olayları, insanları, duyguları ve bana yüreğini açan gönül dostlarımın sırlarını değil ama beni etkileyen duygularını şiirsel bir dille ifade etmeye çalıştım. Bunu yapabilmek için de bazen yorgun incinmiş bir kadının, bazen görmüş geçirmiş bir erkeğin, bazen dupduru bir genç kızın, bazen eşinin ardından yas tutan bir hanımın, bazen de 83 yaşındaki bir İstanbul Hanımefendisi’nin gözlüklerini ödünç alarak hayata baktım. Bazen de farklı farklı gözlüklerle baktığım hayatın kendisini anlamaya çalıştım.   Ara ara paylaştığım şiirler ve şiirsel anlatımlar, kapak tasarımı Elif Yalçınkaya tarafından hazırlanan “Hişt Hişt Baksana” adlı kitabımdandır.    Bu gün Dünya’nın dört bir yanında başka başka acılar yaşanırken, o acıları yaşayanların bizim çocuklarımız olabileceğine dikkat çekmek için kitap kapağının hikayesini anlattım.   Hangi coğrafyada olurlarsa olsunlar; özleri aynı olan çocuklarımızın umutlarını karartmayacak, onları geleceğin mutlu bireyleri yapacak güzel haberlere, iyi örneklere duyduğum özlemle..
Ekleme Tarihi: 22 Mart 2022 - Salı

KİTAP KAPAĞININ HİKAYESİ

İnsanın hangi coğrafyada, ne zaman, kimin çocuğu olarak dünyaya geleceği çoğu zaman adına kader dediğimiz mucize ile gerçekleşiyor. Bu nedenle farkındalık dönemimizin başladığı ilk andan itibaren hepimizin bilincinde olduğu bir şey var. En azından yaşamımızın başlangıç şekli bizim seçimimiz değil. Bu nedenle, aslında, her birimiz, bir diğerimiz de olabilirdik. Bu bizim yaşam tarzımızı, alışkanlıklarımızı elbette değiştirecekti. Ama kim olursak, olalım bazı şeyler asla değişmeyecekti. Neler mi? Yine büyüyene kadar bakıma ihtiyacımız olacaktı, düşünce canımız acıyacak, sevinince gülecek, üzülünce ağlayacak, yine aşık olacak, eğer ömrümüz varsa yine yaşlanacaktık. Yine hırslarımız, umutlarımız, hayallerimiz olacak ve yine ölümden korkacaktık. Bu nedenle dünyanın en gelişmiş ülkesinde, olmamızla, dünyanın ücra bir köşesinde olmamız arasında sahip olduğumuz imkanlar açısından belki dağlar kadar fark olacaktı ama içimizdeki biz, yine aynı kalacaktı.

 

Ne büyük şans ki, dünyaya geldiğim coğrafya ve dünyaya beni getirenler bana ışık dolu deneyimler yaşattılar ve hala da yaşatmaya devam ediyorlar.

 

Büyükanneli ve büyükbabalı çocukluk dönemimde, yaz mevsimlerinde Sinop’ta, bugün asar-ı atika denilen tarih kokan konakta el bebek, gül bebek günlerimi yaşarken, son bahardan itibaren Kars’ın Arpaçay ilçesinde uzun beyaz kışları ve Doğu’nun yokluklar içindeki varlığını yaşadım.

 

 

Daha sonraki dönemlerimde yaşam senaryomun kurgusu gereği sürekli yer değiştirirken, alışkanlıkların ve davranış tarzının ortamlardan bire bir etkilenmesine rağmen, insanın özünün yeri neresi olursa olsun, hangi zaman diliminde yaşarsa yaşasın, aynı kaldığını öğrendim. Bu nedenle, kitabın kapağında annemin, benim ve kızımın üçüncü yaş günlerimizde çekilmiş fotoğraflarını kullandım. 20- 40- 60 yıl arayla çekilmiş üç fotoğrafta, zaman farklı, yer farklı, çocuklar farklı ama öz aynı..

 

Bu gerçeğin ışığıyla, beni etkileyen olayları, insanları, duyguları ve bana yüreğini açan gönül dostlarımın sırlarını değil ama beni etkileyen duygularını şiirsel bir dille ifade etmeye çalıştım. Bunu yapabilmek için de bazen yorgun incinmiş bir kadının, bazen görmüş geçirmiş bir erkeğin, bazen dupduru bir genç kızın, bazen eşinin ardından yas tutan bir hanımın, bazen de 83 yaşındaki bir İstanbul Hanımefendisi’nin gözlüklerini ödünç alarak hayata baktım. Bazen de farklı farklı gözlüklerle baktığım hayatın kendisini anlamaya çalıştım.

 

Ara ara paylaştığım şiirler ve şiirsel anlatımlar, kapak tasarımı Elif Yalçınkaya tarafından hazırlanan “Hişt Hişt Baksana” adlı kitabımdandır. 

 

Bu gün Dünya’nın dört bir yanında başka başka acılar yaşanırken, o acıları yaşayanların bizim çocuklarımız olabileceğine dikkat çekmek için kitap kapağının hikayesini anlattım.

 

Hangi coğrafyada olurlarsa olsunlar; özleri aynı olan çocuklarımızın umutlarını karartmayacak, onları geleceğin mutlu bireyleri yapacak güzel haberlere, iyi örneklere duyduğum özlemle..

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve zirvekibris.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.